Yalanlar

Hadi gelin bugün hep birlikte resim yapalım. Elinize kalem alıp çizebilir ya da istediğiniz boyayı kullanıp resim yapabilirsiniz.

Hadi gelin bugün hep birlikte resim yapalım. Elinize kalem alıp çizebilir ya da istediğiniz boyayı kullanıp resim yapabilirsiniz.

Ancak bugün oynayacağımız bu resim çizme oyununun bazı kuralları var.

Öncelikle herkes aynı noktadan kendi penceresinden bakacak ve belirlenen, anlatılanları görmüş çizecek.

Herkes aynı şeyleri görecek ama onlardan sadece bir şeyin resmini çizeceksiniz. Sizin için önemli olan, güzel olan, resminin yapılması iyi olur diye düşündüğünüz her ne ise onun resmini çizeceksiniz.

Bu bir yarışma değil. Bunun, açılacak bir sergiye vereceğiniz “sanat eseri” olması da gerekmez. Ne çizerseniz kendi yüreğinizde, en güzeli kabul edilerek çizilecek.

Ben pencereden bakıp gerekli olan her şeyi anlatıyorum. Perdeyi çektim ve şunları gördüm.

Pencerenin önce camları var. Hemen sonra demir parmaklıkları görüyorum. Pencere güzel ve derin bir açıklığa açılıyormuş. Az ileride tek bir ağaç duruyor. Yeşil yaprakları ve erguvan renkli çiçekleri var. Altında kalın bir gölge. Gölgede tahta bir masa ve dört sandalye. Hemen önünde çimlerin üzerinde plastik birkaç oyuncak ve sarı, kıvırcık saçlarıyla üç beş yaşlarında bir kız çocuğu oynuyor. Oynadığı yerde bazı doğal çiçekler görüyorum. Beyaz, kırmızı laleler.

Ağacın arka tarafında çok güzel sundurması olan bir ev. Beyaz badanalı kahve renkli kiremitleri ve damında bacasında dumanı tütüyor. Sundurmada yaşlıca bir adam oturuyor. Elinde kocaman bir fincan. Belki kahve ya da çay yudumluyor.

Evin arka tarafında koruluk var. Ağaçların uçları görünüyor. Gök yüzünde kelebek şeklinde ince beyaz bulutların olduğu açık mavi bir gökyüzü. Bakın, evin yanında bir de direk varmış. İki uzun esnek tel, telde tünemiş sevişen serçeler.

Bu kadar yeter.
Hadi bakalım tek bir nesnenin veya görüntünün resmi çizilecek. Onun yanına koyabileceğiniz anlattıklarım değil farklı şeyler olabilir.

Ne olur bilir misiniz? Bir bakalım çizilen resimlere.

Resim 1.
Yeşil yapraklı büyük ağaç. Erguvan renkli çiçekleri. Orada olmayan ve ressam tarafından konmuş ağaç dalına kurulmuş bir salıncak.

Resim 2.
Kulübeyi çizmiş, kahve renkli kiremitleri. Bacasında kapkara koyu bir duman. Nerde ise gökyüzünü kuşatmış. Verandasında emekliliğini yaşayan yaşlıca bir adam. Yatak sandalyesinde uyukluyor. Çay fincanı yanı başında bir sehpanın üzerinde.

Resim 3.
Bilgiçlik taşıyan bir ressammış. Penceredeki demir parmaklıkları çizmiş. İki el tutmuş, öyle bir sıkıyor ki demirleri. Belli, esareti anlatmak istemiş. Ta uzakları yakın edecekmiş gibi gözlerini dikip bakan bir adam. Biraz da öfkeli.

Resim 4.
Kelebek desenli beyaz bulutları, mavi gökyüzünü çizmiş. Bir de uzun kuyruğu ile süzülen bir uçurtma. Aşağıda bir çocuk tutuyor ipini.

Resim 5.
Çimlerde oynayan sarı saçlı kızı çizmiş. Eline bebeği vermiş. Onu yedirirken yüzündeki annelik kopyası şahane görünüyor.

Resim 6.
Aynı resim ama sarı saçlı kızın yerine bir delikanlı çizmiş ressamımız. Önünde bir sıra kurşun asker.

Resim 7.
Elektrik telinde tüneyen kuşlar. Ama küskün, kanatları kırık. Açık gökyüzünde bir tutam kara bulut. Yağmuru ıslatmış kuşları. Gidecek yuvaları yok.

Kendi resminizi dışarı alın, diğer resimleri, pardon resimleri değil, resimleri çizen insanların oluşturduğu toplumu yorumlayın.

Neyin yalan neyin doğru olduğu bilinçli bir şekilde özellikle karıştırıp bunları doğru kabullenmemizi isteyenlerin söyledikleri yalanları düşünün.

Sizce bu yalanlara kanan, ya da kanmak isteyenlerin resimleri sergilenmeye değmez mi?

Herkes istediğini görür, istediği gibi yorumlar.
21. yüzyılın ikinci çeyreğinde artık insana gerek yoktur. Çünkü her şeyi tam da istedikleri gibi yapacak envaiçeşit robotlar ve onların arkasında koşarak gidecek insanlar var.

Yalanın bin tanesi bir para. İçimiz dışımız yalan olmuş. İnanmayan haberleri izlesin.

Haaa! Bir resim daha var. Ressam kâğıdı boş vermiş. Üzerinde kısa bir not.
“Ben birilerinin kural koyduğu oyunları oynamam.”

Ne diyorduk, gülü verenin elinde az da olsa kokusu kalır.
Hoş çakalın.

Bu haber 19 defa okunmuştur

:

:

:

: