Kıbrıs’ta yıllardır değişmeyen bir gerçek var.
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kıbrıs Türkünün nefes almasını dahi hazmedemiyor.
Festivalleri engelliyor, sportif faaliyetleri durdurmaya çalışıyor.
Sadece Barcelona futbol okulunun bir etkinliğinin engellenmesi için girişimlerde bulunulması bile aslında meselenin nereye kadar taşındığını açıkça gösteriyor.
Burada sorulması gereken çok basit bir soru var:
Bir çocuğun futbol oynaması hangi siyasi çözüme tehdit oluşturabilir?
Bir festivalin düzenlenmesi hangi müzakere masasını devirebilir?
Gençlerin dünyayla buluşması neden engellenmek istenir?
Cumhurbaşkanı Erhürman’ın Avrupa Komisyonu’na 28 Ağustos tarihinde gönderdiği mektuba verilen yanıt, bu açıdan son derece dikkat çekici.
Avrupa Komisyonu, 2004 yılında AB Konseyi tarafından alınan ve Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonun sona erdirilmesini hedefleyen karara atıfta bulunuyor.
Daha da önemlisi, başta gençler olmak üzere Kıbrıslı Türklerin sosyoekonomik gelişimine katkı koyan ve Kıbrıslı Türklerle Avrupa Birliği arasında daha yakın ilişkiler kurulmasını sağlayan sivil toplum ve özel organizasyonların, izolasyonun sona erdirilmesine yönelik hedeflerle uyumlu olduğuna işaret ediyor.
Yani Avrupa Komisyonu'nun ortaya koyduğu yaklaşım son derece açık: Kıbrıslı Türklerin dünyayla temas kurması, izolasyonu derinleştiren değil, sona erdirilmesine katkı koyan bir gelişmedir.
O halde Güney Kıbrıs’ın yaptığı nedir?
Tam tersine, temasları azaltmaya çalışmak.
Gençlerin uluslararası organizasyonlara katılmasını sorgulamak.
Kuzeyde düzenlenen etkinliklerin önüne siyasi gerekçelerle engeller koymaya çalışmak.
Ve bütün bunları yaparken de “güven artırıcı önlemlerden” söz etmek...
İşte burada ciddi bir çelişki ortaya çıkıyor.
Çünkü güven, yalnızca müzakere masasında konuşularak kurulmaz.
Güven, insanların birbirleriyle temas etmesiyle kurulur.
Gençlerin bir araya gelmesiyle kurulur.
Sporcuların aynı sahayı paylaşmasıyla kurulur.
Sanatçıların aynı sahnede buluşmasıyla kurulur.
Çocukların birbirlerini rakip değil, arkadaş olarak görmesiyle kurulur.
Bunun tam tersini yapmak ise güven inşa etmez.
Güveni aşındırır.
Üstelik Güney Kıbrıs'ın her fırsatta “Avrupa değerlerinden” söz ettiği bir ortamda, Avrupa'nın temel değerleriyle bağdaşmayan bir tutum ortaya çıkıyor.
Avrupa'nın değerleri diyorsanız, gençlerin önünü açacaksınız.
Sporun önünü açacaksınız.
Kültürel temasların önünü açacaksınız.
İnsanların birbirini tanımasını sağlayacaksınız.
Siyasi anlaşmazlıkların bedelini çocuklara ve gençlere ödetmeyeceksiniz.
Kıbrıs Türk halkının dünyayla temas kurmasını engellemeye çalışarak hangi barış hedefine ulaşılabilir?
Rum tarafı bu sorunun yanıtını vermeden müzakere masasına gelmemelidir. Bizden söylemesi…