ÇOCUKLUĞUMUZ NEREDE KALDI?

Çocukları düşündüğümde son zamanlarda aklıma hep aynı soru geliyor: Çocuklarımız gerçekten çocukluklarını yaşayabiliyor mu?

Çocukları düşündüğümde son zamanlarda aklıma hep aynı soru geliyor:
Çocuklarımız gerçekten çocukluklarını yaşayabiliyor mu?
Çünkü çocukluk, insan hayatının en güzel ve en özel dönemlerinden biridir. Oyunların, arkadaşlıkların, merakın, hayallerin ve küçük mutlulukların olduğu yıllardır.
Bizim çocukluğumuzda bir top, birkaç arkadaş ve boş bir sokak bazen bütün dünyamızdı.
Akşam olduğunda annemizin sesini duyar, “Hadi artık eve!” denildiğinde istemeye istemeye oyunumuzu bırakırdık. Ertesi gün aynı arkadaşlarla yeniden buluşacağımızı bilmenin mutluluğunu yaşardık.
Bugünün çocuklarına baktığımda ise dünyanın çok değiştiğini görüyorum.
Çocukların elinde artık bizim hayal bile edemeyeceğimiz kadar fazla imkân var. Telefonlar, tabletler, bilgisayarlar, sosyal medya…
Ama imkânların çoğalması, acaba çocukluğun güzelliklerini de çoğalttı mı?
Bazen bundan emin olamıyorum.

ÇOCUKLAR NEDEN BU KADAR ERKEN BÜYÜYOR?
Çocuklarımızın daha küçük yaşlarda yetişkinlerin dünyasına ait pek çok şeyle karşılaştığını görüyoruz.
Başarı beklentileri…
Sınavlar…
Yoğun programlar…
Sosyal medyada gördükleri hayatlar…
Başkalarıyla kendilerini kıyaslamaları…
Daha güzel görünme, daha başarılı olma, daha çok şey yapma çabası…
Oysa bir çocuğun bazen hiçbir şey yapmadan oturmaya da ihtiyacı vardır.
Sıkılmaya…
Hayal kurmaya…
Koşmaya…
Saatlerce aynı oyunu oynamaya…
Belki de en önemlisi, kendisi olmaya.
Çocukluk sürekli bir şey öğretilecek, yetiştirilecek ve geleceğe hazırlanacak bir dönem değildir.
Çocukluk aynı zamanda yaşanması gereken bir zamandır.

OYUN SADECE OYUN DEĞİLDİR
Çocukların oyun oynarken ne kadar çok şey öğrendiğini çoğu zaman unutuyoruz.
Birlikte oynarken paylaşmayı öğrenirler.
Sıra beklemeyi öğrenirler.
Kaybetmeyi ve yeniden denemeyi öğrenirler.
Arkadaşlarıyla anlaşmazlık yaşadıklarında çözüm bulmayı öğrenirler.
Hayal kurarlar.
Üretirler.
Kendi küçük dünyalarını oluştururlar.
Biz çocukken sokakta oynadığımız oyunların belki birçoğunun kurallarını kimse bize öğretmemişti. Birimiz oyunu başlatır, diğerimiz kuralları eklerdi.
Bazen tartışırdık.
Küserdik.
Sonra yine barışırdık.
Çünkü çocukluk biraz da bunları yaşayarak büyümekti.
Bugün ise çocukların aynı ortamda bulunup birbirleriyle konuşmak yerine, yan yana oturup ekranlarına baktığı anlara daha sık rastlıyoruz.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı ama çocuklarımızın birbirleriyle kurduğu gerçek bağı kolaylaştırdı mı?
Bunu düşünmemiz gerekiyor.

GÜNLÜK HAYATTAN BİRKAÇ KÜÇÜK AN…
Bir çocuğun parka gidip saatlerce oynadığını görmek ne kadar güzel…
Ama bazen parkta bile çocukların elinde telefon ya da tablet olduğunu görüyoruz.
Bir anne-baba çocuğuyla birlikte parka geliyor. Çocuk oynuyor, anne-baba telefonuyla ilgileniyor.
Belki çok önemli bir mesaj bekliyor.
Belki işini takip ediyor.
Belki sadece birkaç dakika dinlenmek istiyor.
Ama çocuk için o birkaç dakika çok daha farklı bir anlam taşıyor olabilir.
Çünkü çocuk, anne-babasının yanında olduğunu görmek kadar onunla gerçekten ilgilenildiğini hissetmeye de ihtiyaç duyuyor.
Bazen çocuğumuzun istediği şey yeni bir oyuncak değil.
Birlikte oynanan on dakikalık bir oyun…
Anlatmak istediği bir hikâyeyi dinlemek…
“Bugün okulda ne oldu?” sorusunun gerçekten cevabını beklemek…
Ya da sadece yanında oturmak olabilir.

ÇOCUKLARIN GÜVENLİ BİR DÜNYAYA İHTİYACI VAR
Son zamanlarda çocuklarla ilgili duyduğumuz bazı haberler hepimizi derinden üzüyor.
İnsanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
Çocuklarımızı nasıl daha güvenli bir dünyada büyütebiliriz?
Bu sorunun tek bir cevabı yok.
Ama bildiğimiz bir şey var:
Çocukların kendilerini güvende hissetmeye, duyulmaya, korunmaya ve önemsenmeye ihtiyacı var.
Onlara sadece “Dikkatli ol.” demek yetmez.
Onları dinlemeliyiz.
Rahatsız oldukları durumları anlatabilecekleri bir aile ortamı oluşturmalıyız.
“Kimseye söyleme” denilen bir durum olduğunda bunun doğru olmadığını bilmelerini sağlamalıyız.
Ve çocuklarımızın bize her şeyi anlatabileceklerini hissettirmeliyiz.
Çünkü bazen bir çocuğun hayatındaki en önemli güven noktası, onu gerçekten dinleyen bir yetişkindir.

BELKİ DE YENİDEN ÇOCUKLUĞU HATIRLAMALIYIZ
Çocuklara daha güzel bir çocukluk yaşatmak için bugün yapabileceğimiz çok şey var.
Birlikte yürüyebiliriz.
Birlikte oyun oynayabiliriz.
Telefonlarımızı bir kenara bırakıp onları dinleyebiliriz.
Onların sorularına sabırla cevap verebiliriz.
Bazen hiçbir şey yapmadan birlikte oturabiliriz.
Ve onlara şunu hissettirebiliriz:
“Senin çocuk olman yeterli. Her zaman başarılı olmak, her şeyi bilmek ve herkesten iyi olmak zorunda değilsin.”
Çünkü çocukluk bir yarış değildir.
Çocukluk, hayatın en güzel başlangıcıdır.
Ve belki de çocuklarımızı geleceğe hazırlarken kendimize şu soruyu daha sık sormalıyız:
Onları geleceğe hazırlarken, bugün yaşamaları gereken çocukluğu ellerinden alıyor muyuz?
Çocuklarımız büyüyecek.
Bir gün kendi hayatlarını kuracaklar.
Ama çocuklukları bir daha geri gelmeyecek.
Bu yüzden onlara bırakabileceğimiz en güzel miraslardan biri, güzel ve güvenli bir çocukluk hatırası olabilir.

EBEVEYNLERE NOT
Çocukların oyun oynamaya, hayal kurmaya, sıkılmaya, hata yapmaya, soru sormaya ve sadece çocuk olmaya ihtiyaçları var.
Onlara verebileceğimiz en değerli şey her zaman yeni bir eşya ya da yeni bir imkân olmayabilir.
Bazen zamanımızdır.
Bazen bir sarılmadır.
Bazen de hiçbir şey söylemeden, sadece onları dinlemektir.

HAFTANIN CÜMLESİ
“Çocuklarımızı geleceğe hazırlarken, bugün yaşamaları gereken çocukluğu ellerinden almayalım.”
Bu haber 22 defa okunmuştur

:

:

:

: