Seçim meydanlarında verilen sözler kadar, o sözlerin hangi kaynaklarla yerine getirileceği de önemlidir. Peki, iki ayda bir borçlanmak zorunda kalan Maliye, açıklanan vaatlerin altından kalkabilecek mi?
Seçim meydanlarında verilen sözler kadar, o sözlerin hangi kaynaklarla yerine getirileceği de önemlidir. Peki, iki ayda bir borçlanmak zorunda kalan Maliye, açıklanan vaatlerin altından kalkabilecek mi?
Başbakan Ünal Üstel’in açıkladığı yeni sosyal destek projeleri, toplumun farklı kesimlerini ilgilendiren önemli vaatler içeriyor. Üstel’in açıklamasına göre, 0-6 yaş arasında çocuğu bulunan çalışan annelere, belirlenecek hak sahipliği koşulları çerçevesinde asgari ücretin yarısı kadar aylık kreş ve bakım desteği verilecek. Aynı yaş grubunda çocuğu bulunan ve çalışma hayatına hiç katılmamış kadınlara ise ev ekonomilerine katkı amacıyla asgari ücretin üçte biri kadar aylık destek sağlanacak. Ayrıca 0-12 yaş grubundaki çocuklara yönelik temel tüketim ürünlerinde KDV’nin sıfırlanması hedefleniyor.
Bunlara seçim öncesinde emeklilere verilmesi öngörülen 40 bin TL ikramiyeyi ve yeni yılda hayat pahalılığı artışına ilave edilmesi planlanan yüzde 10’luk maaş artışını da ekleyelim.
Görünen o ki hükümet, toplumun geniş kesimlerine dokunacak bir sosyal destek paketi ortaya koyuyor. Ancak tam da bu noktada, alkışlamadan veya eleştirmeden önce sorulması gereken çok önemli bir soru var:
Bütün bu vaatlerin finansmanı nereden sağlanacak?
KKTC Maliyesi’nin içinde bulunduğu ekonomik koşullar ortada. Devletin gelir-gider dengesi, kamu harcamaları, maaşlar ve hayat pahalılığı karşısındaki yükümlülükleri, her açıklanan yeni projenin finansmanını daha da önemli hale getiriyor.
Maliye, neredeyse iki ayda bir borçlanmak zorunda kalıyorsa, önümüze konulan yeni vaatlerin bütçeye getireceği yükü de konuşmak zorundayız.
Çünkü sosyal destek açıklamak başka, o desteği her ay düzenli biçimde ödeyebilmek başkadır.
Bir defaya mahsus verilecek ikramiye ile her ay ödenmesi gereken kreş desteği aynı şey değildir. Bir defalık harcama belirli bir kaynakla karşılanabilir. Ancak binlerce aileye her ay yapılacak ödemeler, devlet bütçesi üzerinde kalıcı bir yük oluşturur.
Anavatan Türkiye ile kurulan güçlü ekonomik iş birliği, ülkemizin yatırımları ve kamu hizmetlerini sürdürebilmesi açısından önemli bir dayanak oluşturuyor.
Ancak her yeni vaat için gözlerimizi Türkiye’den gelecek kaynağa çevirmek artık sürdürülebilir mi?
Eğer bu projeler Türkiye’den sağlanacak ek kaynaklarla finanse edilecekse bunun da açıkça ortaya konulması gerekir. Böyle bir kaynak öngörülmüyorsa, hükümetin kendi bütçesinden hangi kalemlerle bu yükü karşılayacağını açıklaması beklenir.
Elbette siyasette seçim kazanmak önemlidir. 6 Aralık gecesi elde edilecek bir seçim zaferi, siyasi partiler açısından önemli bir sonuç olabilir.
Ancak siyasetin yalnızca seçim gecesinden ibaret olmadığı, 6 Aralık’tan sonra gerçeklere uyanacağımız bir 7 Aralık sabahı olacağını da unutmamak gerekir. Bizden söylemesi…