DEJA VU

Hatice Sevda’nın yanına ‘çocuk uyuyunca kalkacağım’ düşüncesiyle uzandı ama uykuya yenik düştü. Öyle olduğu halde uykusu tavşan uykusu gibiydi. Tık diye bir ses duysa uyanırdı.

Hatice Sevda’nın yanına ‘çocuk uyuyunca kalkacağım’ düşüncesiyle uzandı ama uykuya yenik düştü. Öyle olduğu halde uykusu tavşan uykusu gibiydi. Tık diye bir ses duysa uyanırdı.
Öyle oldu. Gözlerini açtı, dinledi. Sessizlik bir süre sürdü. Komedin üzerindeki küçük çalar saate baktı. Saat üçü çeyrek geçeydi. Kalkıp odasına gitmekle orada uyumak ikileminde kaldı. Sonra daha büyük bir ses duydu. Mutfakta sanki bir şeyler devrilmişti.
Aklına Haluk geldi. Biraz içkiliydi, acaba mutfağa inip bir şeye mi çarptı?
Hemen fırladı. Odadan çıkıp merdivenlerin başına geldi. Aşağıda ışık falan görünmüyordu. Mutfakta ışık olsa mutlaka koridora yansırdı.
“Kim var orada,” diye seslenecekti ki yanındaki odadan Haluk çıktı.
O da sesi duymuştu. Eliyle ‘sus’ işareti yapıp merdivenlerden yavaşça indi. Mutfağa yöneldi. Kapısı açıktı. Uzanıp içeride ışığı yaktı. Bir tencere herhalde yıkandığı ve tepsermesi için ters konduğu tabaklıktan düşmüş olacaktı.
“Tencere düşmüş, bir şey yok sen uyumana bak.”
Hatice rahatladı ve odaya geri döndü. Yatağa uzandı ve gözlerini kapadı. Yorgunluktan hemen uyudu.
Haluk hazır mutfağa gelmişken önce bir bardak su içti. Yere düşen tencereyi almak için eğildiğinde masanın altına saklanmış birini gördü. Adamla göz göze geldiler. Adam hemen fırladı kalktı. Haluk da kalktı. Adama doğru bir adım atarak yüzüne doğru yumruğunu salladı. Adam geri geri giderken arkadan başka biri geldi. Masa üzerinde duran bıçağı aldı. Haluk önündeki ile dövüşürken arkadan belinin sağ yanına bir şey saplandığını hissetti. Nefesi kesilir gibi oldu. Derinden bir ağrının bütün vücuduna, önce sıcak sonra soğuk bir yel gibi dolduğunu hissetti. Sendeledi. Geriye döndü. Adam elinde bıçakla duruyordu.
Haluk’a doğru tekrar bir hamle yaparken Haluk ikinci darbeyi de önden aldı. Sağ eliyle adamın sol kol bileğini tuttu. Gözleri karardı, yüz üstü yığıldı.
“Yak burayı,” diye elinde bıçak olan adam fısıldadı. Ama öteki hemen koşup kaçtı. Orayı yakmak da kendine kalmıştı. Çakmağını çıkarıp perdeleri tutuşturdu. Sonra ocağın gazını açıp gerisin geriye o da kaçtı. Elinde eldivenler vardı. Biri yanlışlıkla olacak, tutuşmaya başladı. Hemen elinden çıkarıp fırlattı ve kapıya koştu.
Hatice kesif bir yanık kokusuyla gözlerini açtı. Sonra yanına baktı. Haluk yoktu. Hemen dışarı çıktı. Aşağıdan yukarıya harlayan alevler kızgın vahşi bir köpek gibi hırlarcasına çatırdayarak geliyordu. Yangın çıkmıştı. Haluk yoktu. Koştu Tezer’i uyandırdı. Yatak çarşafına odada bulundurdukları sürahiyi boşalttı. Tezer’i sardı.
“Hemen koş. Hiç durma, merdivenlerden in ve dışarı çık. Bahçeye. Koş durma.”
“Anne sen?”
“Ben Sevda’yı alıp geliyorum.”
Tezer fırladı. Ateş kuru keresteden olan merdiveni sarmıştı. Koşar gibi merdivenlerden indi. Dış kapı açıktı. Fırlayıp çıktı.
Hatice banyoya baktı. Haluk orada da yoktu. Duramazdı. Sevda’nın odasına girdi. Benzer şeyi yaptı. Çocuğu çarşafa sardı. Sevda uyanmış ağlıyordu. Abisinin aldığı bebek kucağındaydı. Hatice Sevda’yı kucakladı. Merdivenlere koşar gibi gitti.
Merdivenler tutuşmuştu. Ya geçer ya geçemezdi. Aşağıya baktığında Tezer içeri girip merdivenlere kadar gelmişti. Her taraf yanıyordu. Pis, koyu renk bir duman vardı.
Hatice kucağında kızı, üç beş basamak indi ki çatırtı duyuldu. Merdiven çöküyordu. Bağırdı.
“Tezer, kardeşini tut.”
Tezer başını kaldırdı. Annesi kızını arka tarafından, koltukları altından tutup fırlattı.
Tezer o an hiçbir şey düşünemiyordu. Sevda havadaydı. Alevlerin üzerinden kendine doğru geliyordu. İki adım atıp merdivene yaklaştı. Sevda’yı havada tuttu. Tutar tutmaz kendine çekti. İkisi birden düştüler ama Sevda, Tezer’in kucağındaydı.
Kalkmaya çalıştı. O anda merdivenler çöktü. Annesi çığlık atarak ateşin ortasına düştü.
“Anne!” diye bağırdığını hatırlıyordu. Sonrası yoktu.
Gülü seven dikenine katlanır.
Hoşça kalın.

Okuduğunuz bu bölüm Deja Vu isimli romanımdan alıntıdır.
Bu haber 12 defa okunmuştur

:

:

:

: