Can güvenliği yok!

Lefkoşa’nın göbeğinde, Küçükkaymaklı gibi herkesin bildiği bir bölgede bir oto galeriye silahlı saldırı düzenleniyor. İki kişi yaralanıyor, biri bir ailenin babası.

Lefkoşa’nın göbeğinde, Küçükkaymaklı gibi herkesin bildiği bir bölgede bir oto galeriye silahlı saldırı düzenleniyor. İki kişi yaralanıyor, biri bir ailenin babası.
Hastane koridorlarında umutla bekleyen bir kız çocuğunun sözleri ise memleketin fotoğrafını tek cümlede özetliyor:
“Tetikçiler memleketin içinde ellerini kollarını sallayarak geziyor. Ne güzel dünya, can güvenliği yok.”
Bu sözler bir isyan değil sadece; aynı zamanda bir teşhistir.
Son aylarda KKTC’de yaşanan silahlı saldırılar, tehditler, infaz girişimleri artık “istisna” olmaktan çıktı. Üstelik bu olaylar yalnızca karanlık sokaklarda değil; iş yerlerinde, gündüz vakti, herkesin gözü önünde yaşanıyor.
Saldırıya uğrayan oto galerinin sahiplerinin aylardır tehdit aldıklarını ve bunu güvenlik güçlerine bildirdiklerini açıklaması ise soruyu daha da yakıcı hâle getiriyor:
Önceden bilinen tehlikeler neden önlenemiyor?
Devlet dediğimiz yapı, vatandaşına her şeyden önce can güvenliği sağlamakla yükümlüdür.
Ekonomi kötü olabilir, yollar bozuk olabilir, elektrik kesilebilir… Ama insanlar “bugün vurulur muyum?” endişesiyle işine gidiyorsa, orada çok daha derin bir sorun vardır.
Bugün gelinen noktada KKTC’de güvenlik meselesi artık polisiye bir başlık olmaktan çıkmış, toplumsal bir alarm hâline gelmiştir.
Organize suç iddiaları, silahlanmanın kolaylığı, caydırıcılığı zayıflayan cezalar ve yetersiz denetim mekanizmaları bu tablonun başlıca nedenleri olarak karşımızda duruyor.
Failin “kimliği meçhul” olması ise kamuoyunda adeta alışıldık bir cümleye dönüşmüş durumda.
Oysa toplumun beklentisi çok net:
Suç işlendikten sonra açıklama değil, suç işlenmeden önce önlem.
Bu olay sadece saldırıya uğrayan işyerlerinin meselesi değildir.
Bu olay, çocuğunu okula gönderen anne-babanın, dükkânını sabah açan esnafın, akşam evine dönen herkesin meselesidir. Çünkü güvenlik bölünemez; bir yerde yoksa, aslında hiçbir yerde yoktur.
Artık “geçmiş olsun” demek yetmiyor. Daha güçlü istihbarat, daha görünür polis varlığı, ruhsatsız silahlara karşı sıfır tolerans ve tehdit ihbarlarının ciddiyetle ele alındığı bir sistem şart. Aksi hâlde her saldırıdan sonra aynı cümleleri yazmaya, aynı acıları konuşmaya devam ederiz.
Ve bir gün, o hastane koridorunda bekleyen herkesin ağzından aynı söz dökülür:
“Bu ülkede can güvenliği yok.” Bizden söylemesi…
Bu haber 222 defa okunmuştur

:

:

:

: