Bayan Cuellar , Lefkoşa’dan sonra , Ankara’ya geçerek , Dışişleri Bakanı , Sn. Fidan’la , görüştü .
Görüşmede , TBMM‘ de ve KKTC Cumhuriyet Meclisinde , alınan karar olan , Egemen eşit ve uluslararası statünün tanınması ile , bir anlaşmanın olacağına , vurgu yaptı .
Açıklama , çok kısa ve kesin .
“ En gerçekçi çözüm , adadaki , iki devletin yan yana var olmasından geçiyor … Ada’daki gerçekler temelinde , Kıbrıs Türk Halkının özden gelen hakları olan , egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü , teslim etmeyen yaklaşımların , sonuç vermeyeceğini de , açık seçik söyledi .
Bu açıklamadan sonra , Hristo efendi de , bir açıklamada bulundu .
Bakalım .
BM Genel Sekreterinin , BM çerçevesi dışında kalan , her hangi bir girişim üstlenmesinin , söz konusu olmadığını belirtti .
Hristo , bu açıklaması ile , 5+1’ in önünü tıkamış olmuyor mu ?
Bu açıklaması ile , görüşme zemininin olmadığını da , zikretmiş olmuyor mu ?
Dünyada , geçen yıllarda meydana gelen , insanlığın mahvına sebep olan , soykırımların meydana gelmesi karşısında . Dünyada hayat bulmak için , egemen olmak ve bunu koruyacak güce sahip olmak gerekiyor .
Bu gücün yoksa .
Bu gücü başkalarından alarak , bakiliğini sürdürürsün .
İşte bizim de bu konudaki güç kaynağımız , garantörümüz , Anavatan’dır .
Yukarıda da belirttiğim gibi .
Gelişen , değişen ve oluşan , yeni dünya koşullarında , iddia edildiği gibi “garantörlük , çağ dışı kalmadı “ aksine tekrar vazgeçilmez bir gerçeklik , haline geldi .
Hristo , tüzükten bahsediyor .
Esas , çağdışı kalan , bahsettiği tüzük olsa gerek .
Kıbrıs Türkü , kaderini , emperyal ülkelerin tüzüklerine , terk edemez .
Gazze’deki , zavallı Filistin’liler , Ukrayna ahalisi , şimdilerde de , Avrupa ülkeleri , garantör güç ararken . Bakiliğimin nedeni olan Anavatanın garantiliği , tuzak kelimelerle , askersizleşme adı altında , Türk Askerinin adadan gitmesini istiyor .
Bize “ askersizleşme .”
Kendileri için ise “ askerleşme ” politikasını oynuyorlar .
Gelelim , yazının başlığındaki tümceye .
Rahmetli Ecevit ile , 1971‘ den , hayata gözlerini yumduğu tarihe kadar , çok yakın ilişkilerimiz oldu .
12 Eylül 1980‘ de , tüm siyasi liderler gibi Ecevit de , siyasi yasaklılar arasında idi .
İşte , o tenha ve yalnız yıllarda , Oran sitesindeki konutta , sık sık ziyaretine gider , değişik gündemleri konuşurduk .
Öyle bir birliktelikte , gündem , Kıbrıs’a geldi.
Türkiye’de her darbenin ardından , emperyal güçler , çıkarları için , dağarcıklarını doldurmaya çalışırlardı .
Konuşmamız , görüşmelere ve bulunacak çözüm modeline gelmişti .
“ Sizin , ayakta durup yürümeniz için , iki ayağa ihtiyacınız var .
Bu ayaklardan biri , egemenliğiniz .
İkincisi ise , garantörlüğün , tartışmasız devam etmesi , müzakere masasına getirilmemesi .
Hem egemenlik .
Hem de garantörlükle , ancak bekanız mümkün olur .”
1980’lerdeki , Ecevit’in bu , vasiyet gibi sözleri , artık , hem TC’de , hem de , KKTC‘de devlet politikası haline geldi .
Karşı tarafın , görüşme adı altında , görüşme talep etmesine gelince .
Tanınma girişimlerini , takozlamak .
Nereye kadar ?