GÖRMEZDEN GELİNMEYİ GÖRMEZDEN GELEMEYECEĞİZ

Altı aylığına , AB dönem başkanlığı törenlerinde , güney ve destekçileri . Lefkoşa’nın Rum kesiminde , Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye , zehir kustular .

Altı aylığına , AB dönem başkanlığı törenlerinde , güney ve destekçileri . Lefkoşa’nın Rum kesiminde , Kıbrıslı Türklere ve Türkiye’ye , zehir kustular .
Törenlere , AB‘ni temsilen , AB Komisyon Başkanı , Ursula Von Der Leyen de katılarak . Güneyin propagandasını yaptı .
Adanın bölünmüşlüğüne atıf yaparak . Tekrar birleşmesi için , BM’in öncülüğünde , AB’nin , bu hedefe varmak için , Birlik olarak çalışacakları yollu açıklaması . Gerek bizde , gerekse Türkiye’de , tepkilerin doğmasına neden olmuştur .
En büyük tepki , KKTC‘ de , Sn. Cumhurbaşkanı ile Başbakan’dan .
Türkiye’de ise , Dışişleri bakanlığından geldi .
Törende , Mağusa’da , mevzi olarak kullanılan binaların . Türk birlikleri tarafından bombalanmasının , resimleri de teşhir edildi .
Türkiye’nin adayı bölmesi ve bu bölünmeyi meydana getiren , uluslararası anlaşmalara dayanarak , adaya müdahale eden Türkiye’nin de , işgalci olarak , törende , Hristo tarafından dile getirilmesi . Ayrı bir tepkinin oluşmasına neden oldu .
Adanın , bölünmesini , Türkiye’ye mal etmek isteyenler , ki , buna Ursula teyze de dahil .
Kendilerinin akıllı , düşmanlık besledikleri biz Kıbrıslı Türklerin ve Türk halkının da , kendilerince aptal , olduklarını zannediyorlar .
Adanın , kim tarafından bölündüğüne gelince .
Kıbrıs Adası , daha 1955’te , EOKA’nın faaliyete geçmesi ile bölünmeye başlamıştır .
Coğrafi olarak değilse bile , kantonal olarak , Türkler ve Rumlar , ayrı ayrı kantonlarda , can güvenlikleri nedeni ile yaşamaya mecbur edilmişlerdi .
Bu alan , adanın % 3‘ünden ibaretti .
Can güvenliği nedeni ile , Türkler , karma yaşamdan koparılarak , gettolarda yaşamaya mecbur tutuldular .
Bu da yetmedi .
Adayı , Yunanistan’a bağlama girişimiyle , 15 Temmuz 1974 .
Türkiye’yi , adadaki Türklerin canlarını kurtarmak için , görev üstlendiği , uluslararası anlaşmalara dayanarak , adaya , müdahale etmesinin önünü de açarak . Türkiye , kan bağı ile bağlı kandaşlarının , canını , namusunu , haysiyetini kurtardı .
Birinci Cenevre anlaşmasında , adada , iki kanton idarenin varlığı kabul edilerek , toplantı ikinci Cenevre Konferansına kalmıştı .
İkinci Cenevre Konferansında , birinci toplantıda , karşı taraf taahhütlerini yerine getirmediği ve önerilen , 5 kantonal federasyonu da , reddettiği nedeni ile İkinci Harekat başladı .
Bu , federasyon türünü , kabul etmemekle , karşı taraf , adanın bölünmesinin de kapılarını , ardına kadar açmış olmadı mı ?
Bu , fiili olarak , gerçekleşmeye doğru gitti .
Niçin fiili ?
Spontane olarak doğan , bir durum .
Bunun , hukukileşmesi ve uluslararası bir anlaşmaya bağlanması da .
BM Genel Sekreterinin başkanlığında , Viyana’da yapılan , Nüfus Mübadelesi Anlaşması ile , BM‘in , Türk tarafının ve Rum tarafının da imza attığı anlaşma ile, Türk Halkı Kuzeyde . Rum Halkı da güneyde , iskan edilecek ve yaşamlarını sürdürecek .
Bu anlaşmanın kabulü ile , her hangi bir anlaşma olmasa bile , fiilen sınırlar da ortaya çıkmış oldu .
Teyze , BM kararlarına da , atıfta bulundu .
Sevsinler , bu teyzeyi .
BM’ mi kaldı ?
Makron diyor ki :
ABD , müttefiklerinden uzaklaşıyor !
Artık , müttefikliğin kalmadığını , bir türlü idraktan uzaklar .
Yakında , onun kokusu da çıkar .
Bekleyin .
Geçen gün , Güneydeki törenden çıkan hava !
NATO , mermer .
NATO , kafa . Minvalde bir değişiklik yok .
Bize , mehel görülecek olası bir anlaşmada ;
Mevcut , sözde Kıbrıs Cumhuriyetine yama olmak .
Tıpkı . Ermeniler , Latinler , Maronitler gibi .
Niyette , bir değişiklik yok .
Amaç : Zamana oynamak .


Bu haber 99 defa okunmuştur

:

:

:

: