Sağlık, bir ülkenin en hassas alanlarından biridir. İnsan hayatına doğrudan dokunan bu alanda atılan her adım büyüteç altına alınır; en küçük aksaklık bile haklı tepkilere yol açar. Ancak eleştirirken büyük resmi görmemek, verilen mücadeleyi yok saymak da adil değildir.
Sağlık, bir ülkenin en hassas alanlarından biridir. İnsan hayatına doğrudan dokunan bu alanda atılan her adım büyüteç altına alınır; en küçük aksaklık bile haklı tepkilere yol açar. Ancak eleştirirken büyük resmi görmemek, verilen mücadeleyi yok saymak da adil değildir.
Sağlık Bakanı Hakan Dinçyürek’in 2025 yılına ilişkin açıkladığı veriler, sistemin üzerindeki yükü ve aynı zamanda yapılan işi açıkça ortaya koyuyor. Bir yılda 1 milyon 647 bin 858 muayene, 32 bin 628 ameliyat… Bu rakamlar, küçük bir ülke için küçümsenecek sayılar değildir. Aksine, sağlık çalışanlarının hangi yoğunlukta hizmet verdiğini ve sistemin ne kadar zorlandığını göstermektedir.
Elbette bugün sağlıkta sorun yok mu? Var. Randevu sıkıntıları, personel eksikliği, altyapı yetersizlikleri, zaman zaman yaşanan aksaklıklar vatandaşın sabrını zorluyor. Bunları görmezden gelmek mümkün değil. Ancak eleştiri yapılırken, aynı anda sürdürülen yatırımları ve uzun vadeli planlamayı da masaya koymak gerekir.
KKTC tarihinde ilk kez dört büyük ilçede dört büyük hastanenin aynı anda yapım sürecinde olması, küçümsenecek bir gelişme değildir. Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin temeli atılmış, Girne Devlet Hastanesi tamamlanmış ve cihaz montajına geçilmiş, Güzelyurt ve Pamuklu hastaneleri için takvim netleşmiştir. Bunlar, “lafla” değil, betonla, çelikle ve planlamayla ilerleyen projelerdir.
Bununla da sınırlı değil. Maraş, Lapta ve Değirmenlik’te açılan sağlık merkezleri, hastanelerin yükünü azaltmış; bu merkezlerde hasta sayılarında ciddi artış yaşanmıştır. Bu da doğru yerde yapılan yatırımın, sahada karşılık bulduğunu göstermektedir.
Sağlıkta her şey dört dörtlük değil; kimse böyle bir iddiada bulunmuyor. Ancak bir yandan günlük sorunlarla boğuşulurken, diğer yandan geleceği planlayan bir yaklaşımın varlığını da inkâr edemeyiz. Eleştiri elbette yapılmalı. Ama bu eleştiri, yıkıcı değil; yapıcı olmalı. Mücadeleyi görmeden yapılan eleştiri, çözüm üretmez. Görerek yapılan eleştiri ise sistemi ileri taşır.
Bizden söylemesi…