Adıyaman bugün bir şehirden fazlası…
Adıyaman bugün bir vicdan sınavı.
Adıyaman bugün, adaletin ya yerini bulacağı ya da bir kez daha enkaz altında kalacağı bir gün.
6 Şubat depremlerinde 72 cana mezar olan İsias Otel’in yıkımıyla ilgili kamu görevlilerinin yargılandığı davada karar duruşması yapılıyor.
O mahkeme salonunda sadece sanıklar yok. O salonda evlatlarının mezar taşını okşayarak yaşayan anne babalar var. O salonda yarım kalan hayaller, susturulmuş kahkahalar, bir daha asla büyümeyecek çocuklar var.
Şampiyon Melekler’in aileleri iki yıldır aynı kapıdan girip çıkıyor. Aynı acıyla, aynı umut kırıntısıyla, aynı cümleyi tekrar ederek: “Gerçek adalet istiyoruz.”
Bu ülkede adalet aramak, acının kendisi kadar yıpratıcı. Çünkü her duruşma, her erteleme, her eksik iddianame aileler için yeniden ölmek demek.
Ruşen Yücesoylu Karakaya’nın sözleri vicdanlarda yankılanıyor.
“Her seferinde karşılaştıklarımız bizi tekrar tekrar öldürüyor.”
Evet, her seferinde ölüyorlar.
Bir annenin çocuğunu toprağa verdikten sonra adalet dilenmek zorunda bırakıldığı her ülkede, hepimiz biraz ölüyoruz.
Ama kahrolsalar da yılmıyorlar.
Sessiz çığlıklarını yutkunarak taşısalar da vazgeçmiyorlar. Çünkü vazgeçmek, çocuklarının adını suskunluğa terk etmek olur. Çünkü vazgeçmek, “olmuş bitmiş” demek olur. Çünkü vazgeçmek, suçluların en büyük kurtuluşudur.
Bugün mahkeme salonunun dışında yükselen ses, sadece bir dava sesi değil:
“Birlikte olursak başarırız!”
Bu çağrı hepimize.
Bu çağrı, çocukların öldüğü bir ülkede “alışmayacağız” diyen herkese.
Bu çağrı, adaletin tabelada değil, vicdanda yazması gerektiğine inananlara.
Ve evet…
Meleklerimiz izliyor.
En temiz yerden, en yüksekten izliyorlar.
Annelerinin, babalarının gözlerindeki yaşa bakıp “Bizi unutmadılar” diyorlar belki.
Ve biz biliyoruz: Onlara verilecek gerçek adalet, bu ülkenin kendisine borcudur.
Adıyaman’da bugün sadece bir karar çıkmayacak.
Ya adalet ayağa kalkacak…
Ya da enkaz biraz daha büyüyecek.
Çocuklarımız için biz buradayız. Bizden söylemesi…