Ercan’daki F-16’lar neden rahatsız etti?

Doğu Akdeniz’de tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde Türkiye’nin Ercan’a altı adet F-16 savaş uçağı konuşlandırması, Rum lider Hristodulidis tarafından sert sözlerle eleştirildi. Hristodulidis, Türkiye’nin bu adımını “provokasyon” olarak nitelendirirken, Ankara’nın “işgalci güç” olduğunu iddia etti.

Doğu Akdeniz’de tansiyonun yeniden yükseldiği bir dönemde Türkiye’nin Ercan’a altı adet F-16 savaş uçağı konuşlandırması, Rum lider Hristodulidis tarafından sert sözlerle eleştirildi. Hristodulidis, Türkiye’nin bu adımını “provokasyon” olarak nitelendirirken, Ankara’nın “işgalci güç” olduğunu iddia etti.
Ancak ortada ciddi bir çelişki var. Çünkü aynı Hristodulidis, aynı gün Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Yunanistan Başbakanı Mitsotakis ile Baf’taki hava üssünde bir araya geldiği fotoğrafı “Avrupa dayanışması” olarak sunuyor. Dahası o toplantıda “Kıbrıs saldırı aldığında Avrupa saldırı almış olur” gibi iddialı cümleler kuruluyor.
Peki sorulması gereken basit bir soru yok mu?
Rum yönetiminin adaya yabancı askeri güçleri davet etmesi “güvenlik ihtiyacı” olurken, Türkiye’nin KKTC’de caydırıcılık oluşturması neden “tehdit”?
Güney Kıbrıs yıllardır adanın güneyini adeta uluslararası bir askeri platforma çevirmiş durumda. ABD, Fransa ve çeşitli Avrupa ülkelerinin askeri varlığı giderek artıyor. Ortak tatbikatlar yapılıyor, üsler kullanılıyor, savaş uçakları konuşlandırılıyor.
Bu tabloya Rum yönetimi “bölgesel güvenlik işbirliği” diyor.
Ancak Türkiye’nin, garantörlük hakkı çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının güvenliği için sınırlı sayıda savaş uçağı konuşlandırması bir anda “gerilim tırmandırma” olarak etiketleniyor.
Bu yaklaşımın adı diplomasi değil; çifte standarttır.
Unutulmaması gereken bir gerçek var: Türkiye, 1960 anlaşmalarından doğan garantörlük hakkına sahip bir ülke.
1974’te yaşananlar, Kıbrıs Türk halkının güvenliğinin ne kadar kırılgan olduğunu açık şekilde göstermiştir. Türkiye’nin askeri varlığı, bir işgal değil; yeni bir trajediyi önleyen caydırıcı bir dengedir.
Bugün adanın kuzeyinde barışın sürmesinin en önemli sebeplerinden biri de budur.
Rum liderin Hindistan’a dek dünyanın tüm askeri unsurlarını Güney’e davet etmesi, gerçekten barışı mı güçlendiriyor, yoksa Doğu Akdeniz’i yeni bir bloklaşmanın sahasına mı çeviriyor?
Türkiye’nin gönderdiği birkaç savaş uçağından rahatsız olanların, adayı büyük güçlerin askeri rekabetine açmaları nasıl açıklanabilir?
Kıbrıs’ta güvenlik yalnızca Rumların değil, Türklerin de hakkıdır. Bunu görmezden gelen bir yaklaşım, çözümü değil krizi büyütür.

Türkiye’nin attığı adımın amacı saldırı değil, caydırıcılıktır. Ve caydırıcılık, bölgede barışın sigortasıdır.

Kıbrıs’ta barış isteyen herkesin önce şu gerçeği kabul etmesi gerekir: Bu adada güvenlik tek taraflı değil, iki halk için birlikte sağlanabilir. Bizden söylemesi…
Bu haber 10 defa okunmuştur

:

:

:

: