Rum Bakan Vasilis Palmas’ın son açıklaması, yıllardır donmuş gibi görünen Kıbrıs meselesine yeni bir tartışma başlığı ekledi. Güney Kıbrıs’ın NATO üyeliğini istediğini, ancak önündeki en büyük engelin Türkiye’nin veto hakkı olduğunu açıkça ifade etti.
Bu açıklama aslında iki yönlü bir gerçeği hatırlatıyor:
Birincisi, Rum tarafı Batı güvenlik sistemine daha fazla entegre olmak istiyor.
İkincisi ise Türkiye’nin elinde bu süreçte oldukça güçlü bir diplomatik kart bulunuyor.
NATO üyeliği Rumlar için ne anlama geliyor?
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi uzun süredir adadaki Türk askerinin varlığını uluslararası platformlarda eleştiriyor. Ancak NATO üyeliği gerçekleşirse ortaya ilginç bir tablo çıkacak.
Çünkü NATO’nun güvenlik mimarisinde Türkiye de var.
Bu da teorik olarak şu anlama geliyor: Rum tarafı, Türk askerinin fiilen bulunduğu bir güvenlik şemsiyesinin parçası olacak. Yani yıllardır eleştirilen askeri varlık, NATO sistemi içinde dolaylı biçimde kabul edilmiş bir gerçekliğe dönüşebilir.
Bu durum, paradoks gibi görünse de diplomasi dünyasında oldukça tanıdık bir tablo.
Türkiye “evet” der mi?
Sorunun kilit noktası burada.
Türkiye’nin böyle bir üyeliğe hiçbir karşılık almadan onay vermesi pek gerçekçi görünmüyor. Ankara’nın NATO içinde veto gücünü kullanarak önemli stratejik kazanımlar talep etmesi beklenir.
Diplomasi kulislerinde sıkça dile getirilen başlıklar ise oldukça net:
*Kıbrıs’ta iki devletli çözüm modelinin uluslararası düzeyde kabul edilmesi
*Doğu Akdeniz’de enerji paylaşımının yeniden düzenlenmesi
*Adadaki Türk askerinin varlığının kalıcı ve meşru bir güvenlik unsuru olarak tanınması
Bu talepler, Ankara’nın uzun süredir savunduğu temel stratejik pozisyonlarla örtüşüyor.
İlk bakışta NATO üyeliği Rum yönetiminin elindeki bir hamle gibi görünebilir. Ancak diplomasi çoğu zaman satranç gibidir; bir hamle aynı anda iki oyuncuya da fırsat yaratabilir.
Rum tarafı NATO kapısını çalarsa, Ankara da bu kapının anahtarını elinde tutan aktör konumuna gelir.
Bu da Kıbrıs dosyasını yıllardır bulunduğu “donmuş ihtilaf” kategorisinden çıkarıp yeni bir müzakere zeminine taşıyabilir.
Kıbrıs sorunu yarım asrı aşkın süredir çözülemeyen bir denklem. Birçok müzakere masası kuruldu, birçok plan tartışıldı. Ancak kalıcı bir çözüm ortaya çıkmadı.
Buna rağmen uluslararası sistemdeki büyük kırılmalar bazen en eski dosyaları bile yeniden hareketlendirebilir.
Eğer Güney Kıbrıs NATO üyeliğini gerçekten ciddi bir stratejiye dönüştürürse, bu hamle Kıbrıs meselesinin tüm parametrelerini yeniden masaya getirebilir.
Belki de yıllardır kilitli duran kapının anahtarı, bu kez NATO kartının kendisi olabilir.
Bizden söylemesi…