Kıbrıs Türk Eczacılar Birliği (KTEB) Başkanı Umut Öksüz, ilaç temini, eczacıların rolü ve olası kriz senaryolarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunan Öksüz, mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını vurguladı.
Ada TV ekranlarında Nupelda Karabuğday’ın konuğu olan Öksüz, KKTC Sağlık Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı arasında yaklaşık dört yıl önce imzalanan protokoller kapsamında, acil kriz durumları için özel bir madde eklendiğini hatırlattı. Bu maddeyle birlikte, Türkiye’deki yarı kamu-özel bir şirket aracılığıyla, ihale süreci olmadan KKTC’ye ilaç temin edilebildiğini belirtti.
Türkiye’nin KKTC’ye ilaç hibe etmesinin vatandaş adına önemli ve değerli olduğunu ifade eden Öksüz, buna rağmen bu yöntemin kalıcı bir çözüm olmadığını söyledi. Hibe edilen ilaçların Sağlık Bakanlığı üzerinden polikliniklere, sağlık ocaklarına ve hastanelere dağıtıldığını belirten Öksüz, asıl sorunun bu noktada başladığını kaydetti. İlaçların çoğu zaman eczacı denetimi olmadan hastaya ulaştığını ifade eden Öksüz, “Eczacı sadece ilaç veren kişi değildir. Hastanın geçmişini bilen, kronik hastalıklarını takip eden ve gerektiğinde hastayı uyaran bir sağlık profesyonelidir” dedi.
“YANLIŞ İLAÇ KULLANIMI RİSKİ ARTIYOR”
Bazı sağlık birimlerinde eczacı bulunmamasının ciddi riskler doğurduğunu belirten Öksüz, hastalara yeterli bilgilendirme yapılmadan ilaç verilebildiğini söyledi. Sahadan örnekler paylaşan Öksüz, hastaların birden fazla ilacı kontrolsüz şekilde temin edebildiğini, hatta bazı durumlarda 6 aylık ilaçların tek seferde verildiğini ifade etti. Bir hastaya 6 aylık ilaç verilmesinin ciddi bir hata olduğunu vurgulayan Öksüz, bunun hem diğer hastaların hakkını gasp ettiğini hem de bilinçsiz ilaç kullanımını teşvik ettiğini dile getirdi. Öksüz, “Dünyanın hiçbir yerinde bu şekilde bir uygulama kabul edilemez” ifadelerini kullandı.
“PİYASADA CİDDİ EKSİKLER VAR”
KKTC’de kullanılan ilaçların yaklaşık yüzde 75’inin Türkiye’den temin edildiğini belirten Öksüz, bu durumun küresel gelişmelere karşı sistemi kırılgan hale getirdiğini söyledi. Türkiye’nin güçlü bir ilaç sanayisine sahip olduğunu ancak üretimde kullanılan ham maddelerin büyük kısmının yurt dışından temin edildiğini hatırlatan Öksüz, savaş ve küresel krizlerin bu zinciri doğrudan etkilediğini ifade etti. Ulaşımın aksaması, maliyetlerin artması ve ham maddeye erişimin zorlaşmasının üretimi olumsuz etkilediğini belirten Öksüz, bunun ilaç arzında daralmaya yol açtığını söyledi. Bu süreçte Türkiye’nin önceliği kendi vatandaşına vermek zorunda kalacağını belirten Öksüz, bunun da ihracat kısıtlamalarına neden olabileceğini ifade etti. Bu durumun KKTC’ye gelen ilaç miktarının azalmasına ya da bazı ilaçların tamamen piyasadan kaybolmasına yol açtığını kaydetti.
Öksüz, halihazırda birçok ilaç grubunda eksiklik yaşandığını belirterek, özellikle bazı aşılar, göz preparatları ve antibiyotikli kremlerin piyasada bulunamadığını söyledi.
Bu tablonun yalnızca savaşla değil; döviz kuru, faiz politikaları ve genel sağlık politikalarıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Açıklamalarının sonunda, dünyada yaşanan her gelişmenin KKTC’deki ilaç piyasasını doğrudan etkilediğini vurgulayan Öksüz, “Savaşlar uzak gibi görünse de etkileri çok yakındır ve bugün raflarda hissedilmeye başlanmıştır” dedi.