Kıbrıs’ta son fırsat mı?

Birleşmiş Milletler Kıbrıs Temsilcisi Holguín’in adaya gerçekleştirdiği son ziyaret, uzun süredir durağan seyreden Kıbrıs sorununda yeni bir hareketlilik yaratmış görünüyor.

Birleşmiş Milletler Kıbrıs Temsilcisi Holguín’in adaya gerçekleştirdiği son ziyaret, uzun süredir durağan seyreden Kıbrıs sorununda yeni bir hareketlilik yaratmış görünüyor. Rum basınında yer alan değerlendirmeler, bu temasların sıradan bir diplomatik turdan çok daha fazlasını ifade ettiğini ortaya koyuyor. Hatta bazı gözlemcilere göre Holguín, tarafları yeniden müzakere masasına oturtmak için “son denemeyi” yapıyor.
Bu değerlendirmelerin merkezinde ise Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın ortaya koyduğu dört öneri bulunuyor. Rum basınındaki yorumlara bakılırsa, bu önerilerin kabul edilmesi halinde müzakereler Crans Montana’da kesintiye uğradığı noktadan yeniden başlayabilir.
Dikkat çekici olan nokta, bu değerlendirmelerin yalnızca Türk tarafında değil, Rum kamuoyunun bazı kesimlerinde de karşılık bulmasıdır. Rum basınında yer alan yorumlarda, Erhürman’ın önerilerinin mevcut gerçeklikleri dikkate aldığı ve bugüne kadar sağlanan yakınlaşmaları temel aldığı vurgulanıyor. Buna karşılık Rum lider Hristodulidis’in ortaya koyduğu beş maddelik karşı önerinin, geçmişte elde edilen kazanımları sorguladığı ve süreci ileri taşımak yerine geriye götürdüğü savunuluyor.
Aslında tartışmanın özü oldukça nettir: Taraflar mevcut yakınlaşmaları esas alarak sonuca gitmeye mi çalışacak, yoksa yıllardır üzerinde uzlaşı sağlanan başlıkları yeniden açarak süreci başa mı saracak? Rum basınındaki eleştiriler, Hristodulidis’in son dönemdeki söylem ve önerilerinin ikinci seçeneğe daha yakın olduğu yönünde.
Bu nedenle bazı Rum yorumcuların Erhürman’a yönelik olumlu değerlendirmeleri dikkat çekiyor. “Hoşumuza gitsin ya da gitmesin, Kıbrıslı Türk lider olguları yerine oturtuyor” şeklindeki ifadeler, adanın güneyinde de mevcut durumun sürdürülemez olduğunu düşünen çevrelerin bulunduğunu gösteriyor. Aynı çevreler, birkaç ay içinde sonuç alınabilecek bir müzakere sürecinin mümkün olduğunu, ancak bunun için siyasi irade gerektiğini savunuyor.
Elbette Kıbrıs sorununda geçmişte de birçok kez “son fırsat”, “son şans” veya “tarihi dönemeç” ifadeleri kullanıldı. Ancak her seferinde tarafların farklı öncelikleri ve karşılıklı güvensizlik ortamı nedeniyle süreçler sonuçsuz kaldı. Bugün de benzer riskler varlığını koruyor.
Yine de Holguín’in yürüttüğü temaslar, tarafların pozisyonlarını netleştirmesi açısından önemli bir eşik oluşturuyor. Eğer gerçekten bir fırsat penceresi varsa, bunun ne kadar süre açık kalacağı belirsiz. Ancak görünen o ki, Kıbrıs’ta çözüm isteyen kesimler için zaman daralıyor ve adanın geleceğine ilişkin kararların daha fazla ertelenmesi her geçen gün daha maliyetli hale geliyor.
Önümüzdeki günlerde yapılacak görüşmeler, yalnızca yeni bir müzakere sürecinin başlayıp başlamayacağını değil, aynı zamanda Kıbrıs’ta çözüm umutlarının canlı kalıp kalamayacağını da gösterecek. Bizden söylemesi…
Bu haber 13 defa okunmuştur

:

:

:

: