Gerçek değer

Babam Hüseyin Özdemir’in yıllar önce kaleme aldığı hatıraları okurken, yalnızca onun gençlik yıllarına değil, Kıbrıs eğitim tarihinin önemli bir dönemine de tanıklık ettiğimi hissediyorum. Satırların arasında dolaştıkça Omorfo Öğretmen Koleji’nin sıradan bir okuldan çok daha fazlası olduğunu görüyorum. Burası, bir kuşağın yetiştiği, karakter kazandığı ve geleceğe hazırlandığı özel bir yaşam alanıydı.

Babam Hüseyin Özdemir’in yıllar önce kaleme aldığı hatıraları okurken, yalnızca onun gençlik yıllarına değil, Kıbrıs eğitim tarihinin önemli bir dönemine de tanıklık ettiğimi hissediyorum. Satırların arasında dolaştıkça Omorfo Öğretmen Koleji’nin sıradan bir okuldan çok daha fazlası olduğunu görüyorum. Burası, bir kuşağın yetiştiği, karakter kazandığı ve geleceğe hazırlandığı özel bir yaşam alanıydı.

1938 yılında kolejin ilk öğrencileri arasında yer alan babam Hüseyin Özdemir; Mehmet Cevdet, Şefik Mehmet, Kemal Fellahoğlu, Orhan Seyfi Arı ve İsmail Safa ile birlikte öğretmenlik yolculuğuna burada başlamıştı. İngiliz yönetimi döneminde, Sömürge Kalkınma Fonu tarafından kurulan deneme çiftliğinin yanında inşa edilen kolej; laboratuvarları, kütüphanesi, derslikleri, yatakhaneleri ve uygulama alanlarıyla dönemin en donanımlı eğitim kurumlarından biri olarak öne çıkıyordu.

Babamın anlattığına göre günler sabahın erken saatlerinde beden eğitimiyle başlar, sıcak duşun ardından derslere geçilirdi. Kolejde disiplin vardı; ancak bu disiplin baskıya değil, sorumluluk duygusuna dayanıyordu. Öğretmenlerle öğrenciler arasında aşılmaz duvarlar bulunmaz, eğitim yalnızca sınıf içinde verilen derslerden ibaret görülmezdi. Günlük yaşamın her anı eğitimin bir parçası kabul edilirdi.

Hatıralarda yemekhanenin ayrı bir yeri vardır. Öğrencilere sunulan yemeklerin çeşitliliğinden söz edilir; ancak hafızalarda en çok yer eden kişi mutfağın başındaki Yorgo’dur. Babam, Ramazan ayında oruç tutan Türk öğrenciler için sahur ve iftar hazırlayan Yorgo’dan her zaman takdirle bahsederdi. Bu yaklaşım, o yılların kampüs yaşamında insanî değerlerin nasıl öne çıktığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir. Yemekhane çalışanları, temizlik görevlileri ve yatakhane düzeninden sorumlu personel de okulun görünmeyen fakat önemli kahramanlarıydı.

Kolejde görev yapan Dr. Sleight, Costas Lapas, Esat Zaim Bey, Frankopulos, Jackson ve Diamantis gibi eğitimciler yalnızca bilgi aktaran öğretmenler değildi. Babamın anlatımlarında onların öğrencileriyle kurduğu yakın ilişki ve örnek davranışları sık sık yer alır. Özellikle Frankopulos’un öğrencilere uygulamalı ziraat çalışmaları için küçük bahçeler vermesi, eğitimin üretimle bütünleştiği anlayışın güzel bir örneğiydi. Spor faaliyetleri, tarımsal çalışmalar ve kültürel etkinlikler de eğitim hayatının ayrılmaz parçaları arasında bulunuyordu.

Hatıralarda beni en çok etkileyen bölümlerden biri ise sosyal ve kültürel faaliyetlerdir. Bir dönem Müzik Kolu Başkanlığı görevini üstlenen babamın düzenlediği etkinliklerde öğrenciler sahneye çıkar, müzik ve sanat kampüs yaşamına canlılık katardı. Babam, Frankopulos’un eşinin piyano eşliğinde keman çaldığı bir geceyi anlatırken, Türk öğrencilerin hep birlikte söyledikleri “Aç kollarını sar kollarını, üşüdüm üşüdüm saramam ben…” dizelerini de hatırlatır. Aradan geçen onlarca yıla rağmen o genç seslerin heyecanı ve dostluğu satırların arasından bugün bile hissedilmektedir.

Bu satırlarda karşımıza çıkan Omorfo Öğretmen Koleji, yalnızca diploma veren bir kurum değil; çalışkanlığı, dayanışmayı, paylaşmayı ve öğretmenlik idealini genç kuşaklara aşılayan bir yuva olarak hafızalarda yaşamayı sürdürmektedir. Babam Hüseyin Özdemir’in hatıralarında yer alan insanlar, yaşanan dostluklar ve paylaşılan anılar, bir okulun gerçek değerinin yalnızca binalarında değil, yetiştirdiği insanlarda saklı olduğunu göstermektedir.

Omorfo Öğretmen Koleji’nin mirası bugün de eğitim hayatımızda yaşamaya devam etmektedir. İlk olarak 1937-1938 eğitim yılında Güzelyurt’ta açılan bu kurum, ilerleyen yıllarda Lefkoşa’ya taşınarak yoluna devam etmiş ve günümüzde Atatürk Öğretmen Akademisi olarak öğretmen yetiştirme görevini sürdürmüştür. Böylece babam Hüseyin Özdemir ve arkadaşlarının bir zamanlar öğrencisi olduğu bu köklü eğitim yuvası, geçmişten günümüze uzanan eğitim geleneğinin önemli bir halkası olarak Kıbrıs eğitim tarihindeki seçkin yerini korumaktadır.
Bu haber 37 defa okunmuştur

:

:

:

: