Akansoy, Kıbrıs sorununda çözüm arayışının ancak Türkiye ile güçlü ilişkiler ve ortak bir siyasi irade ile ilerleyebileceğini vurguladı.
“NİYET OKUYARAK SÜREÇ YÜRÜTÜLEMEZ”
Türkiye'nin Rum Lider Nikos Hristodulidis'e güvenmemesini anlayışla karşıladığını belirten Akansoy, bunun temelinde 2017 yılında gerçekleştirilen Crans-Montana görüşmelerinin bulunduğunu söyledi.
Türkiye'nin o süreçte çözüm için ciddi çaba ortaya koyduğunu ancak beklenen sonucun alınamadığını ifade eden Akansoy, buna rağmen siyasetin güvensizlik ve niyet okumaları üzerinden yürütülemeyeceğini kaydetti. 'Kıbrıs sorununda gerçekler zemininde hareket etmek zorundayız' diyen Akansoy, mevcut koşulların tüm taraflara çözüm sürecine dört elle sarılma sorumluluğu yüklediğini belirtti.
Kıbrıs Türk toplumunun kendi içinde bölünmemesi gerektiğini ifade eden Akansoy, Türkiye ile ilişkilerde de ortak bir yaklaşım geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Akansoy, 'Burada ortaya konan tezlerle Ankara'da ortaya konan tezlerin bütünleştirilmesi ve dünyaya güçlü bir irade beyan edilmesi gerekir' dedi. Türkiye ile iyi ve entegre ilişkilerin Kıbrıs Türk halkı açısından vazgeçilmez olduğunu kaydeden Akansoy, 'Günün sonunda bu büyük ve zorlu yolda Türkiye ile iyi ilişkiler çok önemlidir' ifadelerini kullandı.
'KIBRIS'TA ÇÖZÜM OLMADAN KALICI İSTİKRAR MÜMKÜN DEĞİL'
Kıbrıs sorununun çözümünün adanın geleceği açısından kritik önemde olduğunu belirten Akansoy, çözüme ulaşılamadığı takdirde adanın bütününde istikrarlı ve sürdürülebilir bir düzen kurulamayacağını söyledi. Doğu Akdeniz'de enerji kaynakları, elektrik bağlantıları ve enerji transferleri ekseninde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Akansoy, tüm bu gelişmelerin çözüm ihtiyacını daha da görünür hale getirdiğini ifade etti. Akansoy, Kıbrıslı Türklerin hak ve çıkarlarının korunmasının temel öncelik olmaya devam ettiğini de vurguladı.
Rum Yönetimi'nin son dönemde izlediği politikaları eleştiren Akansoy, Güney Kıbrıs'ın İsrail, Yunanistan ve Fransa ile geliştirdiği askeri ve stratejik iş birliklerinin kaygı verici olduğunu söyledi. Özellikle Fransa ile yapılan son savunma anlaşmasına dikkat çeken Akansoy, söz konusu anlaşmanın iki garantör ülkenin dışında Fransa'nın da adada askeri varlık göstermesine zemin hazırladığını belirtti. Akansoy, Hristodulidis yönetiminin Kıbrıslı Türkleri siyasi bir özne olarak kabul etmeyen yaklaşımını da eleştirerek, bunun kabul edilemez bir tutum olduğunu ifade etti.
“BİRLEŞMİŞ MİLLETLER KIBRIS DOSYASINA ODAKLANDI”
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin görev süresinin son dönemine girdiğini hatırlatan Akansoy, BM'nin Kıbrıs konusunda yeni bir inisiyatif geliştirme çabasında olduğunu söyledi. BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin'in Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs, Türkiye, Yunanistan ve Avrupa Birliği nezdinde yoğun temaslarda bulunduğunu belirten Akansoy, bu durumun Kıbrıs dosyasına verilen önemi gösterdiğini kaydetti. Akansoy, Filistin ve Ukrayna-Rusya savaşı gibi uluslararası krizlerde Birleşmiş Milletler'in hareket alanının sınırlı olduğunu ifade ederek, Kıbrıs'ta sağlanacak olası bir ilerlemenin hem bölgede istikrar yaratacağını hem de yeni bir denge oluşturacağını söyledi. Kıbrıs Türk toplumunun ortak bir perspektif etrafında buluşması gerektiğini vurgulayan Akansoy, sağ-sol ayrımı gözetmeksizin ortak akıl oluşturulması halinde çözüm yolunun adım adım örülebileceğini ifade etti. Akansoy, 'Akıl akıldan üstündür. Yan yana gelir, ortak bir perspektif geliştirirsek bu yolu en iyi şekilde yürüyebiliriz' dedi.