Kamuoyunda “Batum Modeli” olarak anılan öneri etrafında yürüyen tartışmalar, ne yazık ki teknik bir ulaşım ve ekonomi meselesinden çıkarılıp ideolojik bir zemine taşınıyor. Oysa konuya soğukkanlı bakıldığında, amaç son derece nettir:
Kuzey Kıbrıs’tan seyahat eden vatandaşların daha uygun fiyatlı uçak biletlerine erişebilmesini sağlamak ve Türkiye’deki tavan fiyat uygulamasının avantajlarından yararlanabilmek.
Bu öneriyi egemenlik tartışmasına dönüştürmek, meselenin özünü gölgelemektedir. Bir ulaşım modelinin değerlendirilmesi, siyasi sloganlar üzerinden değil; vatandaşın cebine, ülkenin ekonomisine ve turizmine sağlayacağı katkılar üzerinden yapılmalıdır. Eğer önerinin eksik yönleri varsa bunlar teknik olarak tartışılır, geliştirilir veya alternatif çözümler sunulur. Ancak peşinen reddetmek, çözüm üretme iradesine katkı sağlamaz.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı’nın dikkat çektiği önemli noktalardan biri de tam burada ortaya çıkıyor. Türkiye ile geliştirilen hemen her projeye kategorik biçimde karşı çıkan bir anlayışın varlığı artık inkâr edilemez hale gelmiştir. Daha önce altyapı yatırımlarında, su temininde, enerji projelerinde ve diğer birçok alanda benzer reflekslere tanık olduk. Bugün ise aynı yaklaşım, ulaşım alanında gündeme gelen bir modele yöneltiliyor.
Elbette her demokratik toplumda eleştiri olacaktır. Ancak eleştirinin amacı daha iyi bir çözüm ortaya koymak olmalıdır. “Olmaz” demek kolaydır; önemli olan “nasıl olur?” sorusuna cevap verebilmektir.
Eğer Batum Modeli doğru bir çözüm değilse, vatandaşın daha ucuz uçmasını sağlayacak alternatif nedir? Bu soruya somut bir yanıt verilmeden yapılan itirazlar, kamuoyunu ikna etmekte yetersiz kalmaktadır.
Arıklı’nın işaret ettiği ikinci husus ise siyasetin gerçekleriyle ilgilidir. Seçim atmosferine girilirken bazı çevrelerde, bu tür projelerin tartışılmasının siyasi dengeleri değiştirebileceği endişesi yaşandığı görülüyor. Ancak kamu yararını ilgilendiren konuların seçim hesaplarına kurban edilmesi, uzun vadede topluma zarar verir. Vatandaşın beklentisi, siyasi partilerin birbirini engellemesi değil, ortak akılla çözüm üretmesidir.
Kuzey Kıbrıs’ın kronik sorunlarından biri ulaşım maliyetleridir. Yüksek bilet fiyatları hem vatandaşın hareket özgürlüğünü sınırlandırmakta hem de turizm sektörünün rekabet gücünü olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle masaya gelen her öneri, ideolojik gözlüklerle değil; ekonomik fayda, hukuki uygunluk ve uygulanabilirlik kriterleriyle değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak, bugün ihtiyaç duyulan şey sloganlar değil çözümlerdir. Bir öneriye karşı çıkmak elbette meşrudur; ancak bunun yanında daha iyi bir alternatif sunmak da aynı derecede önemlidir. Aksi halde sürekli “hayır” diyen bir siyaset anlayışı, sorunları çözmek yerine mevcut durumun devamına hizmet eder. O yüzden ‘istemezük’ diyen zihniyete artık şu soruyu sormak farz olmuştur.
Sizin derdiniz ne?
Emin olan sokaktaki vatandaş da bunu soruyor. Bizden söylemesi…