Eşitlik olmadan yakınlaşmak nasıl mümkün olabilir?

Çatalköy Esentepe Belediye Başkanı Ceyhun Kırok’un Brüksel temaslarının ardından yaptığı değerlendirmeler, Kıbrıs meselesinin uzun yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman görmezden gelinen bir yönünü yeniden gündeme taşıdı: Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’a yönelik mali yaklaşımındaki dengesizlik.

Çatalköy Esentepe Belediye Başkanı Ceyhun Kırok’un Brüksel temaslarının ardından yaptığı değerlendirmeler, Kıbrıs meselesinin uzun yıllardır konuşulan ancak çoğu zaman görmezden gelinen bir yönünü yeniden gündeme taşıdı: Avrupa Birliği’nin Kıbrıs’a yönelik mali yaklaşımındaki dengesizlik.
Kırok’un ortaya koyduğu rakamlar dikkat çekicidir. Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’nden aldığı destek ile Kuzey Kıbrıs’a sağlanan mali yardım arasında 80 ila 120 kat arasında değişen bir fark bulunduğunu ifade etmesi, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor. Eğer amaç gerçekten adada iki toplum arasında güven oluşturmak, iş birliğini geliştirmek ve yakınlaşmayı teşvik etmekse, böylesine büyük bir mali uçurumun varlığını açıklamak oldukça güçtür.
Avrupa Birliği, Kıbrıs’ın tamamını kendi toprağı olarak gördüğünü her fırsatta dile getiriyor. O halde doğal beklenti, adanın her iki tarafındaki insanların yaşam kalitesini artıracak, ekonomik ve sosyal gelişimi destekleyecek politikaların daha dengeli bir şekilde uygulanmasıdır. Aksi halde, bir tarafın sürekli daha fazla desteklendiği algısı güçlenirken, diğer tarafta dışlanmışlık ve adaletsizlik hissinin derinleşmesi kaçınılmaz olacaktır.
Avrupa Birliği’nin kuzeye yönelik mali yardımını artırma yönünde öneri hazırladığı belirtiliyor.
Mevcut durumda yıllık yaklaşık 33-34 milyon euro seviyesinde bulunan desteğin, 2028 itibarıyla yaklaşık 68 milyon euroya çıkarılmasının gündeme gelmesi önemli bir gelişmedir. Elbette bu rakamlar hâlâ Güney Kıbrıs’a sağlanan destekle kıyaslandığında oldukça sınırlı kalmaktadır. Ancak mevcut koşullar içerisinde yardımın iki katına çıkarılması yönündeki girişim, küçümsenmeyecek diplomatik bir adımdır.
Bu gelişmenin bir başka önemli boyutu da Kıbrıs Türk tarafının Avrupa platformlarında daha görünür hale gelmesidir. Başkan Kırok’un da ifade ettiği gibi, Kıbrıs Türk toplumunun sesini Avrupa’da duyurmasından rahatsız olan çevrelerin bulunması aslında verilen mücadelenin etkili olmaya başladığını göstermektedir. Çünkü uluslararası platformlarda anlatılmayan bir gerçeklik, zamanla görünmez hale gelir. Görünür olmak ise haklı taleplerin daha güçlü şekilde dile getirilmesini sağlar.
Ancak burada asıl mesele sadece mali yardım değildir. Esas konu, eşit muamele ilkesidir. Avrupa Birliği’nin söylemleri ile uygulamaları arasında oluşan mesafenin kapatılması gerekmektedir. Adada kalıcı barış ve güven ortamı oluşturulmak isteniyorsa, iki topluma yönelik politikaların da bu hedefe uygun şekilde şekillenmesi gerekir. Bir tarafı ekonomik olarak güçlendirirken diğer tarafı sınırlı destekle yetinmeye zorlamak, yakınlaşmayı değil, uzaklaşmayı besler.
Bizden söylemesi…
Bu haber 7 defa okunmuştur

:

:

:

: