İnsan Olmak

Yaşamdan ne anlarsın? sorusuna genellikle verilen cevap üç, bilemedin beş kelimeyi geçmez. “Mutlu olayım yeter.”

Yaşamdan ne anlarsın? sorusuna genellikle verilen cevap üç, bilemedin beş kelimeyi geçmez. “Mutlu olayım yeter.”
Olmayı isteriz. Çok az kişi “bir şeyler yapayım” der. Mutlu olmak kolay. Kişinin içinde bulunduğu duruma göre mutlu olmak için istedikleri farklı şeyler olabilir.
Kimileri kalabalıkları sever. Sabah kalktığında sokağa çıkıp köşe başındaki markete kadar gidip taze ekmek ve gazete almayı, kahvaltıda gazete okumayı sever.
Huzurlu olmayı ve yaşamdan zevk almayı; kalabalık sokaklarda ve kent parkında yalnız ya da iyi bir dostu ile dolaşma olarak görür. Fazla beklentisi yoktur ama rahat bir yaşamın temsilcisidir. Bir İngiliz asilzadesi gibi yaşamaya çalışmak mutluluğu için birincil amaçtır.
Kimileri daha farklıdır. Onlar için mutluluk sabahleyin kuş sesleriyle ya da horozların uzun ötüşleri ile uyanmaktır. Pencereyi açtığında dışarıdaki köpeğinin kuyruk sallayarak acıktığını ifade etmesi hoşuna gider. Mevsime göre hoş bir çiçek kokusu duymayı, güneşin pencereden odaya dolmasını sever. Böyle hisseder mutlu olduğunu.
Kimileri uyandıklarında bile yorgundur. Avuçlarında ve ayaklarındaki acı veren, su toplamış kabarıkların sızısı diner gibiyken az sonra tekrardan acıyacaktır.
Ayakkabısını giymeden anımsar acısını, dünün ve bugünün. Onlar için yaşamak; “hele bugünü de çıkaralım, yarına Allah kerim,” demektir. Bu tip yaşamlar için mutluluk; ‘Kaf Dağı’nın ardında’ diye başlayıp, ‘onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine’ sözleriyle biten bir masaldır.
Bazıları da var ki, onların mutluluk anlayışı bambaşka. Sabah uyandığında göğsünde sabaha kadar nefes alışverişlerini duyduğu sevdiği ile göz göze gelmesidir. Yüzünde gördüğü akşamdan kalan yorgun gülüşü ve çatallanan sesi ile “günaydın” diyen birinin yanında olmasıdır.
Dünya nüfusu her gün değişiyor ama kaç milyar kişi olursa olsun işte o kadar çok farklı yaşamlar var. ve her birinin mutlu olmak için sahip olmayı beklediği farklı şeyler vardır.
Günlerce yıkıntılar arasında aç kalmış bir çocuğun bulabildiği bir sokum kuru ekmek onu çok mutlu edebilir. Ya da füze ve uçak sesleri arasında uykunun gözlerinden süzüldüğü birileri için beş dakikalık uyku belki de en büyük mutluluktur.
İnsan, kendinde olmayanı, eksik kaldığını arar.
Neticede canlı cansız her şeyin, her kişinin doğa ile ilişkide olduğu kendine özgü “yaşamı” vardır.
Kendi küçük dünyamızda hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarken ve acı, tatlı, mayhoş yaşamlarımızın tadına varırken, başka yaşamları da düşünelim.
İyi düşünelim iyi olsun sadece bir söz dizisidir. Umut bile değil.
Esas mesele bu kötü durumların; düşündüğümüzde değil düşünmediğimizde, ne yapabiliriz diye sorduğumuzda değil sormadığımızda başımıza geleceğidir.
Biz gülerken bir yerlerde ağlayanlar varsa, insanlığımızdan şüphe ederim.
Sakın ola bu yazılanlardan “yaşamak mutlu olmak içindir,” gibi bir anlam çıkarmayın.
İnsanoğlunun diğer canlılardan farkı, düşünen canlı olmasıdır. Sadece söylenenlere inananlar, sorup doğruyu bulmayanlar insan olma özelliklerini tam kullanamayanlardır. Onları bir ara sınıfa koymak gerekebilir. Bilim insanları bunu bir düşünsünler.
Evet yine yazının sonuna geldik.
Unutmayın; gülü verenin az da olsa elinde kokusu kalır.
Hoşça kalın.
Bu haber 16 defa okunmuştur

:

:

:

: