Sabır karakter ve sorumluluk

Bir öğretmenin öğrencisine bırakabileceği en büyük miras nedir? Bilgi mi, disiplin mi, yoksa kendisine güvenildiğini hissettiren bir davranış mı? Babamın 258 sayfadan oluşan anılarını her hafta yeniden okurken, bazı cevapların yıllar geçse de değişmediğini görüyorum. On dördüncü haftasına ulaştığımız bu yolculukta, 71 ile 75’inci sayfalar arasında eğitimden öğretmenliğe, güvenden sorumluluğa uzanan önemli izlerle karşılaşıyoruz.

Bir öğretmenin öğrencisine bırakabileceği en büyük miras nedir? Bilgi mi, disiplin mi, yoksa kendisine güvenildiğini hissettiren bir davranış mı? Babamın 258 sayfadan oluşan anılarını her hafta yeniden okurken, bazı cevapların yıllar geçse de değişmediğini görüyorum. On dördüncü haftasına ulaştığımız bu yolculukta, 71 ile 75’inci sayfalar arasında eğitimden öğretmenliğe, güvenden sorumluluğa uzanan önemli izlerle karşılaşıyoruz.

Babam, İngiltere’de kaldırımlara bırakılan gazetelerin başında bir satıcı bulunmadan satılmasına hayran kalmıştı. İnsanlar gazetelerini alıyor ve parasını bırakıyordu. Bazı kütüphanelerde kitapları korumak için görevliye dahi ihtiyaç duyulmuyordu. Ona göre bunun temelinde yalnızca kurallar değil, eğitimle kazanılan dürüstlük ve toplumsal güven bulunuyordu.

Bu düşüncesini kendi meslek hayatında da uyguladı. Öğretmen Kolejindeki laboratuvardan bazı mercekler kaybolduğunda, mercekleri alan öğrencinin kim olduğunu öğrenmesine rağmen onu arkadaşlarının önünde suçlamadı. Yeni mercekleri satın alarak yerlerine koydu. Laboratuvarın anahtarı yine öğrencilerde kaldı. Daha sonra hiçbir eşya kaybolmadı. Çünkü bazen cezanın öğretemediğini, insana duyulan güven öğretebiliyordu.

Türkçe öğretiminde karşılaştığı kaynak eksikliğini de mazeret olarak görmedi. Türkiye gazetelerine abone oldu. Gazetelerde yayımlanan makaleleri ve tartışmaları çoğaltarak öğrencilerine inceletti. Varlık Yayınlarından Avrupa’nın şair ve yazarlarına ait eserleri öğrenci sayısı kadar temin etti. Her öğrenciye büyük bir Türkçe sözlük verdi. Böylece geleceğin öğretmenleri için güçlü bir kütüphanenin temelini attı.

Türkçe okuma, şiir, imla ve kompozisyon derslerinde öğrencilerini yalnızca dinleyen değil, düşünen ve üreten bireyler olarak yetiştirmeye çalıştı. Başarılı yazıları bir kitapta topladı. Öğrencinin düşüncesine değer verildiğinde, kendisini ifade etme cesaretinin de gelişeceğine inanıyordu.

Öğretmen adaylarının yalnızca yazılı sınav sonuçlarına göre seçilmesini yeterli bulmuyordu. Mülakata, sanata, spora, iletişim yeteneğine ve mesleğe duyulan bağlılığa önem veriyordu. Öğretmenliğin yüksek nottan önce sabır, karakter ve sorumluluk istediğini savunuyordu.

Ayrini, bugünkü adıyla Akdeniz köyünde ve Yorgoz, bugünkü adıyla Tepebaşı’nda uygulama yapılacak okulları bizzat inceliyordu. Çamlıköy’de izlediği derslerde gördüğü eksikleri kırmadan, yerinde bir mizahla anlatıyordu. Türk ve Rum öğrenciler arasında ayrım yapmadan herkesle iyi ilişkiler kuruyor, eğitimin insanları birbirini anlamaya yaklaştıran önemli bir değer olduğuna inanıyordu.

Bugün dersliklerimiz, teknolojimiz ve bilgi kaynaklarımız o yıllarla kıyaslanamayacak ölçüde gelişmiştir. Eğitim altyapısının güçlendirilmesi yönünde devletimizin ortaya koyduğu çalışmalar önemlidir. Ancak kalıcı başarı, bu imkânların nitelikli öğretmen, sorumluluk sahibi öğrenci ve güçlü aile desteğiyle bütünleşmesiyle mümkündür.

Babamın bu beş sayfada bıraktığı ders, yılların ötesinden bugüne ulaşmaktadır. Okulların duvarları yenilenebilir, teknoloji değişebilir, bilgiye ulaşmanın yolları çoğalabilir. Ancak iyi eğitim, yalnızca ne öğrettiğimizle ölçülmez. Asıl mesele, yetiştirdiğimiz insana hangi değerleri emanet ettiğimizdir. Çünkü geleceği kuran yalnızca bilgi değildir. Bilgiyi vicdanla taşıyacak insanı yetiştirebilmek, eğitimin gerçek başarısıdır.
Bu haber 95 defa okunmuştur

:

:

:

: