HP-TCEK tarafından yapılan basın açıklamasında, 3 Ağustos’ta Taşkınköy’de bir kadının bıçaklı saldırı sonucu ağır yaralandığı, 7 Eylül’de Saliha Özkol’un polis açıklamasına göre eski eşi tarafından öldürüldüğü ve 12 Eylül’de Rukiye Tunçer’in yaşamını yitirdiği, eşinin cinayet soruşturması kapsamında tutuklandığı hatırlatıldı.
Açıklamada, “HP-TCEK olarak Saliha Özkol’u ve Rukiye Tunçer’i saygıyla anıyor, ailelerinin ve yakınlarının acısını paylaşıyoruz” denildi.
“TEHDİT ALTINDA YAŞAYAN BİR KADINI KORUYABİLECEK BİR SİSTEMİMİZ VAR MI?”
Ancak yalnızca üzülmenin ve kınamanın yeterli olmadığı belirtilen açıklamada, “Asıl sorulması gereken şudur: Tehdit altında yaşayan bir kadını, şiddet ölümle sonuçlanmadan önce koruyabilecek bir sistemimiz var mı?” ifadelerine yer verildi.
Devletin sorumluluğunun suç işlendikten sonra başlamadığı vurgulanan açıklamada, riskleri önceden tespit etmenin, şiddeti önlemenin, tehdit altındaki kişiyi zamanında korumanın ve kamu kurumlarının birlikte çalışmasını sağlamanın devletin temel yükümlülüğü olduğu kaydedildi.
“ONLARCA YILLIK EMEĞİN SONUCUNDA ÖNEMLİ KAZANIMLAR ELDE EDİLDİ”
Kıbrıs Türk toplumunda kadınların eşitlik ve hak mücadelesinin arkasında onlarca yıllık emek bulunduğu belirtilen açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nin iç hukukun parçası hâline getirilmesi, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi Yasası’nın kabulü, Kadın Dayanışma Evi’nin hizmete girmesi ve polis bünyesinde kadına yönelik şiddetle mücadele birimlerinin oluşturulması önemli kazanımlar olarak sıralandı.
Açıklamada, “Fakat bugün asıl sorumuz şudur: Bunca kazanım neden kadınların hayatını yeterince güvenli hâle getiremedi?” denildi.
Yasa yapmanın sorumluluğu bitirmediği belirtilerek, yasayı uygulayacak bütçenin ayrılması, yeterli ve uzman personelin görevlendirilmesi, kurumlar arasında koordinasyon kurulması, uygulamanın denetlenmesi ve sonuçların kamuoyuyla paylaşılması gerektiği ifade edildi.
“AÇIKLAMALARIN SOMUT KARŞILIĞINI GÖRMEK İSTİYORUZ”
Başbakanlığın 13 Eylül tarihli açıklamasında koruma ve önleme mekanizmalarının gözden geçirileceği, eksikliklerin belirleneceği ve kurumlar arası koordinasyonun güçlendirileceğinin ifade edildiği hatırlatılan açıklamada, bu açıklamaların somut karşılığının görülmek istendiği belirtildi.
HP-TCEK, “Hangi eksiklikler belirlendi? Hangi kurum hangi sorumluluğu üstlenecek? Ne kadar bütçe ayrılacak? Çalışmalar hangi tarihte tamamlanacak ve sonuçlar hangi ölçütlerle değerlendirilecek?” sorularını yöneltti.
“Siyasi iradenin kararlılığı açıklamaların gücüyle değil, tehdit altındaki bir kadının hayatında yarattığı sonuçla ölçülür” denilen açıklamada, koruma mekanizmalarının işleyişine ilişkin daha fazla veriye ihtiyaç olduğu kaydedildi.
“BAŞVURUDAN SONRA NE OLDUĞUNU DA BİLMEMİZ GEREKİYOR”
KKTC İstatistik Kurumu’nun yayımladığı 2025 verilerine göre kadınlara karşı kayda geçen suçların yüzde 43,8’ini darp olaylarının oluşturduğu belirtilen açıklamada, yalnızca kaç olayın kayda geçtiğinin değil, başvurudan sonra ne olduğunun da bilinmesi gerektiği ifade edildi.
Açıklamada, “Koruma emirleri uygulanıyor mu? Yüksek riskli vakalar izleniyor mu? Şiddet tekrarlanıyor mu? Kadınlar ihtiyaç duydukları sosyal, hukuki ve ekonomik desteğe ulaşabiliyor mu?” soruları yöneltildi.
Hak mücadelesi veren sivil toplumun ortak zemini güçlendirmesi gerektiğine inanıldığı belirtilen açıklamada, farklı siyasi görüşler ve yöntemler olabileceği ancak yaşam hakkı, eşitlik, ayrımcılıkla mücadele ve hesap verebilirlik temelinde birlikte hareket edilebilmesi gerektiği kaydedildi.
HP-TCEK, yalnızca mevcut hükümetten ne yapılması gerektiğini talep etmekle yetinmediklerini belirterek, Halkın Partisi’nin iktidar sorumluluğunu üstlenmesi durumunda kadınların şiddetten korunmasını devletin temel sorumluluklarından biri olarak ele alacağını ve yedi adım hayata geçireceğini açıkladı.
Bu adımlar şöyle sıralandı:
Bütçesi, takvimi ve ölçülebilir hedefleri belirlenmiş kapsamlı bir eylem planı hazırlanması ve sonuçlarının düzenli olarak kamuoyuyla paylaşılması.
Polis, sosyal hizmetler ve sağlık birimleri arasında ortak bir risk değerlendirme ve vaka takip sistemi kurulması ve yüksek riskli başvuruların gecikmeden ele alınmasının sağlanması.
Koruma emirlerinin etkin uygulanmasının sağlanması ve ihlal durumlarında hızlı ve denetlenebilir müdahale mekanizmaları oluşturulması.
Sığınma hizmetlerinin yaygınlaştırılması; hukuki yardım, psikososyal destek, gelir, çocuk bakımı ve konut desteklerinin kadınların bağımsız bir yaşam kurabilmesini sağlayacak biçimde bütünlüklü olarak geliştirilmesi.
Ev içi şiddetin önlenmesine ilişkin mevzuat çalışmalarının tamamlanması ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin gerekli personel, bütçe ve kurumsal kapasiteyle etkin bir yapıya kavuşturulması.
Okullarda eşitlik, karşılıklı saygı ve şiddetsiz ilişki eğitimlerinin geliştirilmesi; şiddet uygulayan kişilere yönelik uzman müdahale programlarının, cezai sorumluluğu ve mağdurların güvenliğini zayıflatmadan uygulanması.
Kadın cinayetleri ve ağır şiddet vakalarının ardından, ceza soruşturması ve yargı sürecinden bağımsız olarak ilgili kamu kurumlarının hangi aşamada ne yaptığının sistematik biçimde incelenmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması.
“ŞİDDETİ ÖNLEMEK MÜMKÜNDÜR”
Meseleyi yalnızca yeni yasalar çıkarmak veya yeni kurumlar oluşturmak olarak görmediklerini belirten HP-TCEK, asıl meselenin risklerin erken tespit edildiği, kurumların sorumluluklarını bildiği, kadınların ihtiyaç duyduklarında ulaşabildikleri ve verilen kararların gerçekten uygulandığı bir koruma sistemi kurmak olduğunu vurguladı.
“Şiddeti önlemek mümkündür” denilen açıklamada, kazanılmış hakların yalnızca mevzuat metinlerinde bırakılmayıp kadınların günlük yaşamında gerçek ve erişilebilir güvencelere dönüştürülmesi gerektiği ifade edildi.
HP-TCEK, kadınların korkmadan ve şiddet tehdidi altında kalmadan yaşayabildikleri bir düzen kurulana kadar sözlerini söylemeye, kazanılmış hakları savunmaya, dayanışmayı büyütmeye ve kamusal hesap verebilirliği talep etmeye devam edeceklerini bildirdi.