Seçim takvimi ilerledikçe siyasetin dili de değişmeye başladı. Artık yalnızca eleştiri değil, “Ben gelirsem ne yapacağım?” sorusunun cevabı daha yüksek sesle veriliyor.
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’nin dün açıkladığı beş öncelik bunun önemli göstergelerinden biri. Yolsuzlukla mücadele, hayat pahalılığı, sağlık ve eğitimde dönüşüm, kamuda daha az bürokrasi ile nüfus-muhaceret ve güvenlik başlıkları CTP’nin yeni dönem için ortaya koyduğu temel alanlar oldu. İncirli ayrıca gençlere, “Hiçbir genç geleceğini bavula sığdırmak zorunda kalmayacak” sözü verdi.
Bu, siyasetin klasik seçim cümlelerinden biri gibi görülebilir.
Ama vatandaşın önünde artık yalnızca vaat değil, vaat ile icraatın karşılaştırılacağı bir seçim dönemi var.
Çünkü UBP Genel Sekreteri Ahmet Savaşan’ın dün kullandığı, “Seçmen laf üstüne laf değil, taş üstüne taş koyana oy verecek” sözü tam da bu noktaya oturuyor. Savaşan, siyasetin söylemden çok ortaya konulan eser ve hizmetler üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
UBP’nin büyük ortağı olduğu hükümet açısından da masaya konulabilecek somut bir rakam var.
Başbakan Üstel, haziran ayında Meclis’te yaptığı değerlendirmede hükümet döneminde 400’e yakın yasanın geçirildiğini açıkladı. Belediyeler Reformu ve e-devlet yasası gibi düzenlemeleri de hükümetin icraatları arasında sıraladı.
Yani bir tarafta “Biz ne yapacağız?” diyen bir ana muhalefet var.
Diğer tarafta “Biz ne yaptık?” diyen bir iktidar var.
Seçimlerin en önemli tarafı da zaten burada başlıyor.
Çünkü vatandaş artık yalnızca güzel cümleleri değil, o cümlenin arkasındaki takvimi, kaynağı ve sonucu görmek isteyecek.
“Yolsuzlukla mücadele edeceğiz” denildiğinde nasıl?
“Hayat pahalılığını azaltacağız” denildiğinde hangi ekonomik programla?
“Sağlık ve eğitimde dönüşüm yapacağız” denildiğinde ne kadar sürede ve hangi kaynakla?
“Kamuda bürokrasiyi azaltacağız” denildiğinde hangi daire, hangi işlem, hangi süre değişecek?
Gençlere “bavulunuzu hazırlamayın” denildiğinde ise en kritik soru şu olacak: Bu ülkede kalmaları için hangi ekonomik ve sosyal şartlar oluşturulacak?
İktidar açısından da sorular farklı değil.
400’e yakın yasa gerçekten hayatın hangi alanlarını değiştirdi?
Hangi reform vatandaşın cebine, işine, eğitimine, sağlığına ve günlük yaşamına doğrudan dokundu?
Hangi projeler tamamlandı, hangileri hâlâ devam ediyor?
Ve bundan sonraki dönemde hangi yeni hedefler var?
Nitekim Başbakan Ünal Üstel’in parti meclisi toplantısında 2028 yılında Kıbrıs Türk Hava Yolları’nı yeniden göklere çıkarma hedefinden söz etmesi, seçim sürecinin yalnızca bugünün icraatlarının savunulacağı değil, geleceğe ilişkin büyük hedeflerin de ortaya konulacağı bir döneme dönüşeceğini gösteriyor.
İşte seçim atmosferinin asıl rengi bundan sonra ortaya çıkacak.
Siyasetçiler konuşacak.
Partiler projelerini açıklayacak.
Birileri “yaptık” diyecek, birileri “daha iyisini yapacağız” diyecek.
Vatandaş ise bütün bunları dinleyecek ve kendi hesabını yapacak.
6 Aralık akşamı sandıklar açıldığında ortaya çıkacak sonuç, sadece hangi partinin daha fazla oy aldığını göstermeyecek.
Aynı zamanda vatandaşın “yapılanlar mı, yapılacaklar mı?” sorusuna nasıl cevap verdiğini de gösterecek.
Şimdilik söz siyasette.
Son sözü ise sandık söyleyecek. Bizden söylemesi…