Merkez sağ uyukluyor mu?

Ülke siyasetinde taşlar yerinden oynuyor. Yıllardır belirli siyasi kimlikler ve kalıplaşmış söylemler üzerinden şekillenen siyaset, yeni bir sosyolojik değişimin eşiğinde.

Ülke siyasetinde taşlar yerinden oynuyor. Yıllardır belirli siyasi kimlikler ve kalıplaşmış söylemler üzerinden şekillenen siyaset, yeni bir sosyolojik değişimin eşiğinde.

Ada TV’ye konuk olan Prof. Dr. Mehmet Hasgüler’in değerlendirmeleri, bu değişimin merkezinde Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin bulunduğuna işaret ediyor.
Hasgüler’e göre CTP, artık yalnızca geleneksel sol seçmene hitap eden bir parti olarak kalmak istemiyor. Merkeze doğru ilerliyor, merkez sağın seçmen tabanına da ulaşmaya çalışıyor. Üstelik bunu, federasyon söylemini ön plana çıkarmadan yapıyor.
Bu, üzerinde ciddi biçimde düşünülmesi gereken bir siyasi strateji.
Çünkü siyasette boşluk bırakılırsa, o boşluk mutlaka başka birileri tarafından doldurulur.
Hasgüler’in dikkat çektiği en önemli noktalardan biri, CTP’nin merkezdeki UBP seçmeninin çözüm konusundaki potansiyeline yönelmesi.
Hasgüler, merkezde UBP’nin çözüm yanlısı önemli bir seçmen kitlesi bulunduğunu, CTP’nin de bu kitleye ortak olmak istediğini söylüyor.
Burada mesele yalnızca Kıbrıs sorunu değildir.
Mesele, seçmenin değişen beklentilerini, kimlik algılarını ve siyasi önceliklerini okuyabilmektir.
CTP, federasyon konusunu ön plana çıkarmadan, daha geniş bir seçmen kitlesine ulaşabilecek bir dil geliştirmeye çalışıyorsa, bu durum merkez sağ partiler açısından dikkatle analiz edilmelidir.
Siyasette başarı, yalnızca kendi tabanını korumakla elde edilmiyor. Başkalarının seçmenine neden ulaşamadığını anlamak da gerekiyor.
Hasgüler’in değerlendirmesinde YDP’ye ilişkin dikkat çekici bir başka nokta daha var.
CTP’nin karma evliliklerden doğan çocuklarla ilgili söylemiyle YDP’nin geleneksel seçmen alanına girdiğini belirten Hasgüler, bu tür açılımların siyasi partiler arasındaki sınırları değiştirdiğine işaret ediyor.
Bu değerlendirme, KKTC siyasetinde seçmenin artık yalnızca parti etiketiyle hareket etmediği yönündeki tartışmayı da gündeme getiriyor.
Bir seçmen, ekonomik beklentileri nedeniyle bir partiye yakın dururken, toplumsal meselelerde başka bir partinin söylemini benimseyebilir. Kıbrıs sorununda farklı, sosyal politikalarda farklı bir yaklaşım sergileyebilir.
Dolayısıyla siyasi partilerin, seçmeni geçmişteki kalıplar içinde değerlendirmek yerine bugünkü talepleriyle anlaması gerekiyor.
Hasgüler’in en sert eleştirisi ise merkez sağ partilere yönelikti.

Başta UBP olmak üzere merkez sağdaki partilerin yeni politika üretmediğini, adeta uyukladığını söyledi.
Bu eleştiri, yalnızca bir siyasi partiye yönelik değildir. Aynı zamanda merkez sağın kendisini yenileme kapasitesiyle ilgili önemli bir sorudur.
Merkez sağın yapması gereken, rakiplerinin hangi seçmenlere neden ulaştığını anlamak ve buna göre yeni politikalar üretmektir.
Çünkü siyaset boşluk kabul etmez.
Bir parti kendi tarlasını sürmezse, başkaları o tarlaya girer.
Ve bugün merkez sağın önündeki en ciddi soru şudur:
Siz uyurken, siyasetin merkezi el değiştiriyor olabilir mi? Bizden söylemesi…
Bu haber 31 defa okunmuştur

:

:

:

: