Duyduğunuz her şeye inanmayın.
Duyduğunuz şeylerin çoğu allanıp pullanarak ve çarptırılarak aktarılan şeyler olabilir. İnsanlar kim ne söylerse söylesin, eğrisine doğrusuna bakmaksızın, belki de inanmak istediği için safça kanmaya meyil gösterir. Sonra laflar katlanarak büyür. Belli bir kişi hakkında değilse, çoğu kez kimin söylediği unutulur ve neticede laf kalır ortada. Kişi hakkındaysa söz konusu şahıs bütün gerçekleri bir kenara atar, üstüne alınır ve öfkelenir, sinirlenir. Bunu söyleyen kişiye gününü göstermek ister ve o da başlar onun hakkında ileri geri konuşmaya.
Hani ilerici aydın bir insandın, okumuştun, farklıydın cahillerden? Yani ucu sana dokununca sende yapacaksın dedikodu ve rahatlatacaksın kendini demek. Sende etrafına üç beş kişi toplayacaksın ve basacaksın düğmeye. En sonunda belki de sende inanacaksın söylenenlere ve söylediklerine.
Bir şeylerin eksik ve yetersiz olduğunu kabullenmek yerine bunu örtmenin en kolay yolu dedikodudur. Ayrıca zannedildiği gibi kahve saatlerinde sadece kadınlar tarafından yapılan bir şey de değildir dedikodu, erkekler de hararetle bu yarışa katılmakta. Belki de kadınlardan da fazla.
Laf taşımacılığının topluma verdiği zarar keyfinden fazladır değerli okurlar. Toplumun bütün katmanlarında birilerinin dedikodusu yapılırken bunda en az zararı dedikoduyu başlatan kişi görmektedir. Aracılar ve olayın dokunduğu kişi ise en çok zarar görenlerdir. Dedikodu adamı ipe getirir demiş atalarımız. Maalesef adamızda çok yaygın bir hastalıktır bu olay. En basit insanından tutun da en üst siyasi kişiliklere kadar bulaşıyor. Cep telefonları yaygınlaştığından beri de daha bir hızla aktarılıyor çoğu kez kulaktan dolma olaylar. Sonra birileri hakkında kararlar veriliyor, kimilerine de suçsuz yere sırt çevriliyor. Toplumun ilerici ve aydın geçinen insanları bile böyle bir rüzgâra kapılınca, bu yazıyı yazma zorunluluğu hissettim kendimde. Birilerine haksızlık ediyoruz, hem de epeyce haksızlık ediyoruz.
Kendini dedikodudan uzak tutmak her zaman mümkün olamıyor yazık ki. Ya sende döngünün içine sokuluyorsun, ya da dedikodunun konusu oluyorsun. Her zaman birilerinin başkaları hakkında söyleyecek sözü oluyor. Siz siz olun ve duyduğunuz her şeye inanmayın. Gerçekleri yalanlardan ayırt etme becerinizi kullanın. Dedikodu döngüsünün içerisindeki yolun çatallığı iletişimsizlikten kaynaklanmaktadır, belki de birazda cesaretsizlikten. Hâlbuki teknolojiden yararlanıp bir telefon açıp sorulabilir. Böylesi daha doğru ve etik olmaz mı? Bırakın da insanlar hayatlarını daha rahat ve huzurlu geçirsinler dostlar.