BÖLGESEL İŞBİRLİĞİ İÇİN FIRSAT DOĞDU

Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, New York’taki 3’lü görüşmenin bölgesel barış ve işbirliği için bir fırsat olabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, New York’taki 3’lü görüşmenin bölgesel barış ve işbirliği için bir fırsat olabileceğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Rum Lider Hristodulidis’in BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in ev sahipliğindeki gayriresmi görüşmelerini değerlendirdi. İşte Prof. Işıksal’ın analizi:

New York’taki gayriresmi yemek Türk tarafı açısından çeşitli kazanımlarla sona erdi. Öncelikle Rum tarafının tüm dünya kamuoyunu ve diplomatik çevreleri aldatmaya yönelik “Türk tarafı her türlü diyalogdan kaçıyor” propagandası ağır bir darbe yedi. Cumhurbaşkanı Tatar tarafından devamlı olarak dile getirilen Kıbrıs Türk tarafının diyalogdan hiçbir zaman kaçmadığı hatta Ada’da yaşayan iki halkın da faydasına olacak çeşitli işbirliği projeleri için görüşmeye hazır olduğu görüşü bir kez daha dünya nezdinde ispatlandı.

İkinci olarak, BM Genel Sekreteri sözcüsü tarafından yapılan resmi açıklamada da görüldüğü üzere iki taraf arasında ortak zemin bulunmadığı ilk kez kabul edildi. Böylelikle zaman kaybı ve Kıbrıs Türk halkının Rum tarafının siyasi mahkumu olarak kalmasından başka bir amacı olmayan tüketilmiş federal zeminde herhangi bir görüşme olmayacağı da bir nevi teyit edildi. Bu konuyla ilgili olarak BM Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Holguin’in görev süresinin ve misyonunun devam etmesi yönündeki Hristodulidis’in talebinin Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kararlı duruşu neticesinde uzatılmayacak olması da iki taraf arasında ortak zemin olmadığının bir başka tezahürü olarak ortaya çıktı. Bu doğrultuda bir başka kazanım da Rum tarafının büyük umut bağladığı Kıbrıs meselesinin özüne ilişkin hiçbir konunun konuşulmamış olmasıdır.

Üçüncü olarak Rum tarafının yıllardır Kıbrıs Türk halkına uyguladığı insanlık dışı ve yasal olmayan izolasyonların ve yine Rum tarafının son zamanlarda artan KKTC’ye yönelik turizm, üniversite ve emlak sektörüne yönelik baskıcı siyasetinin ve KKTC’ye yatırım yapan yabancılara karşı yapılan tutuklamaların BM Genel Sekreteri nezdinde gündeme getirilmesi ve kayda geçirilmesi, ileride olabilecek olası gayriresmi görüşmelerin ajandasını oluşturması açısından önemlidir.

Sonuç olarak, son 4 yıldır Türkiye Cumhuriyeti'nin tam desteğiyle istikrarlı bir şekilde sürdürülen, egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayanan yeni proaktif siyaset, bir dönemeci daha başarıyla geçti. BM açıklamasında da ifade edildiği üzere Kıbrıs Türk tarafı hem Ada’da yaşayan tüm Kıbrıslıların ve gelecek nesillerin yararına olacak şekilde Kıbrıs meselesinin çözümüne katkı sağlamaya her zaman hazırdır. Bölgemizde alanı gittikçe genişleyen ateş çemberi de göz önünde bulundurulduğunda tek çözüm modeli iki devletin işbirliğine dayalı çözüm modelidir. Bir başka ifade ile Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm Rum tarafına sağlanan sanal ve haksız statüyle değil, adadaki mevcut iki devlet gerçeğinin teyidiyle sağlanabilir. Kıbrıs Türk Halkı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir dayatmaya boyun eğmeyecek ve varlığının teminatı olan devletinden ve egemenliğinden asla vazgeçmeyecektir.
Bu haber 155 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER