YABANCILAŞMAYI AYNADA GÖREBİLMEK YABANCILAŞMAK

Bireyin çevresine, topluma, kendisine veya kendi ürettiği değerlere (işine, duygularına) yabancı kalması, uzaklaşması veya aidiyet duygusunu kaybetmesidir. Psikolojik olarak kişisel/çevresel kopukluk (derealizasyon) veya kişinin kendine yabancılaşması (depersonalizasyon) olarak deneyimlenen bu durum, tanımaz hale gelme ve yadırgama anlamlarını taşır.

Bireyin çevresine, topluma, kendisine veya kendi ürettiği değerlere (işine, duygularına) yabancı kalması, uzaklaşması veya aidiyet duygusunu kaybetmesidir. Psikolojik olarak kişisel/çevresel kopukluk (derealizasyon) veya kişinin kendine yabancılaşması (depersonalizasyon) olarak deneyimlenen bu durum, tanımaz hale gelme ve yadırgama anlamlarını taşır.
“Yabancı” kelimesi, sözlük anlamıyla, bizden olmayan, tarafımızca anlaşılmayan, tanınmayan ve bilinmeyendir. Genel bir ifadeyle yabancılaşma; bir şeyi/ kimseyi kendisi olmayan başka bir şeye/kimseye yaklaştırarak, kendisinden uzaklaştıran eylem ya da durum olarak tanımlayabiliriz.
YABANCILAŞMAK KAVRAMININ ÇAĞRIŞTIRDIĞI KAVRAMLAR
Uzaklaşmak / Kopmak
Yadırgamak / Aidiyetini Kaybetmek
Kendinden Geçmek / Özüne Yabancı Kalmak

Robotlaşmak (Mecazi)

KENDİNE YABANCILAŞMAK

Yabancılaşmak kavramına hangi açıdan baksam; farklı farklı anlamlar çıkarabiliyorum. Bir ülkede, köyde, şehirde, mahallede yabancı olmak; bir kültüre, dile millete yabancı olmak; insanlara yabancı olmak, özünü unutmak, (neler yaşandı, neler kaybedildi ve kazanıldı) anlatılanları ve yazılıp çizilenleri unutmak; daha da önemlisi insanın kendi kendisinden uzaklaşması; kendine yabancılaşmak. İnsan, bazı zamanlarda kendini bile tanıyamaz duruma gelir. Neden mi? Çocukluk, gençlik, yetişkinlik yılları, yorgunluklar, eksi artı tartısını düzenleyebilme çabaları, maddi ve manevi eksiklikleri, boşlukları tamamlayabilme uğraşıları, dahası ve dahası. Zamanla yoruluyoruz, güçsüz düşüyoruz; öncesinde güçlü, sakin, iyi, sabırlı tanıdığımız biz, kendimize bile farklı görünüyor. Peki, size göre; bu kendi kendimizi tanıyamamak, kendimizi bilememek, eski kendimiz olamamak nedendir? Ben, beni tanıyamıyorsam; karşımdakini nasıl tanıyabileceğim? Oysaki eskiden beni ben yapan özelliklerim vardı. Şimdi, aynaya baktığım zaman, ayna bile benim eski benle aynı olmadığımı söylemekte. Sizler de böyleyseniz; bu konu üzerinde düşünmenizde fayda olduğunu söyleyebilirim. Çünkü insan, bazen kendinden, insanlardan, evinden, doğadan kendini soyutluyor. Bu soyutlama, uzun sürebiliyor.

OLDUĞUN VE GİTTİĞİN HER YERDE YABANCI GİBİ HİSSETMEK
Doğduğun, büyüdüğün, kendini en iyi gördüğün yere de yabancılaşabiliyorsun. Çünkü bazen, sen değişmişsindir; bazen de doğduğun yerle tamamen bağlantısız insanlar, sana böyle hissettiriyor. Gerçekten doğduğun yere yabancı olanlar, o kadar rahat davranıyor ve kendinden emin adımlar atıyorlar ki sen kendi var oluşundan şüphe duyuyorsun. Mahallende yürürken artık, tanıdığın, bildiğin insanlar yok. Başka kültürler, değişik isimler geldikçe onlar da oldukları yeri yavaş yavaş terk etmekte. Bu gidişler, acı veriyor, can çekiştiriyor. Neden sonunu yakaladık, neden daha önceden fark etmedik? Dedirtiyor. Kendimizle konuşmaya başlıyoruz. Nedenler, nasıl olurlar? Çoğaldıkça çoğalıyor. Geldiğimiz noktada çaresizlik başlıyor. Çaresizlik duygusu, bizi dibe çekiyor. İşte, bu durumdayken dipten yükselirsek ‘nelerle karşılaşacağım’ düşüncesiyle bir şey yapamama durumuna uyum sağlamaya başlıyoruz. Kısacası, artık biz, tanıdığımız ortama bile yabancıyız. İkilik yaşıyoruz. Biz mi varız; yoksa bizim dışımızda olanlar mı var? Kim/kimler burada? Onlar buradaysa; bizler, neredeyiz, nereye doğru gidiyoruz? Bir var oluş mu; yoksa yok oluş mu yaşıyoruz?
Bu haber 3 defa okunmuştur

:

:

:

: