Eğitim bakanlığı onayı ile bu yıl Lapta İlkokulunda Blue Song Restorantın da katkıları ile Esat Faik Muhtaroğlu kompozisyon yarışmasının dördüncüsü düzenlendi. Organizasyonun bir bacağında Muhtaroğlu ailesi adına ben bulunmaktayım. Bu yıl da yaklaşık altmış kompozisyon okudum. Ancak bir tanesi beni çok etkiledi ve bu yılın birincisi budur diye kenara ayırdım.
On bir yaşındaki bir çocuğun böyle bir yazı yazması! Öğretmeninden de “Yazabilecek kapasitesi vardır.” onayını alınca kafamdaki soru işaretlerini bir kenara bıraktım. Eğer kendisini yetiştirebilir ve çok okuyarak donanımlı bir insan olursa neler üretebileceğini düşündüm. Bu kompozisyon, başlattığım bu aktiviteden daha büyük bir keyif ve onur duymama sebep oldu. Keşke “Hocamın” da bunlardan haberi olabilseydi. Babası ve kendisi ile bir araya gelerek onlara da düşüncelerimi anlattım. Çocuğu özendirdim, yüreklendirdim, teşvik ettim. Bu haftaki köşemi ona ve diğer yazıların içindeki güzel tümcelere ayırdım. Umudun ateşini harlamak için bir neden daha buldum. İşte 1. gelen Nur Elif Berber’in kompozisyonu;
Konu: Şiddet ve Zorbalığa Karşı Sevgi ve Şefkat
Zorbalığa Karşı Merhamet
“Dünya üzerindeki en büyük güç kaba kuvvet değil; bir kalbe nezaketle dokunabilmek becerisidir. Şiddet ve zorbalık korkunun ve sevgisizliğin birer yansımasıyken; sevgi ve şefkat insan ruhunu asıl yücelten değerlerdir. Birine uzatılan sıcak bir el, söylenen içten bir güzel söz sadece o anı değil bir insanın tüm geleceğini iyileştirebilir. Şiddetin yıktığı köprüleri bizler şefkatle yeniden inşa etmeli öfkenin dilini sabırla sevgiye dönüştürmeliyiz. Unutmamalıyız ki; karanlık karanlığı değil, sadece ışık yok edebilir. Kalbimizde ki merhameti büyüterek zorbalığın karşısında dimdik duran bir iyilik zinciri oluşturmak bizim elimizde. Çünkü dünya, üzerine titrenen bir çiçek gibi, ancak sevgiyle bakıldığında çiçek açar. Her birimizin içinde dünyayı değiştirecek
o küçük tohum mevcut; adı vicdan. Zorbalığın gürültüsü ne kadar yüksek çıkarsa çıksın, şefkatin fısıltısı en sağır kalplere bile ulaşacak kadar derindir. Unutma ki; bir insanın hayatına dokunmak için kahraman olmaya gerek yoktur; sadece insan olmak ve o insanlığın gerektirdiği nezaketi göstermek yeterlidir.
Zira en büyük devrim bir kalbi kırmadan ona misafir olabilmektir. Elini uzattığın her insanla aslında kendi geleceğine bir köprü kurarsın. Bu yüzden nezaket bir tercih değil bir yaşam biçimi olarak kuşanmalısın. Sen merhameti büyüttükçe, dünya daha yaşanılır bir yere dönüşecek; senin içindeki o saf ışık
çevrendeki tüm karanlıkları birer birer dağıtacaktır. Unutma dünya senin bıraktığın sevgi izleriyle güzelleşir.”
Yazıyı hiçbir müdahalede bulunmadan yayımladım. Gördüğünüz gibi tek kusur
hiç satır başı yapmaması ve başladığı gibi sonlandırması. Ancak bilgi eksikliğinden, kural veya dil bilgisi hatalarından kaynaklanan yanlışlar öğrenilir ve düzeltilir. Ancak kimseye yetenek enjekte edemezsiniz. Var olanı çok okuyarak, çok çalışarak daha üst düzeylere çıkarabilirsiniz. Ayrıca konuyu Türkiye’deki okul olayları olmadan yaklaşık, bir ay önce okul yönetimi ile birlikte saptamıştık.
Çocukların yazılarından tümceler:
“ Şiddet güçsüzlüktür, şefkat ise gerçek kahramanlıktır” “ Küçük bir gülümseme, büyük bir dostluğu başlatır.” “İncitenler genellikle içlerinde incinmiş olanlardır” “ Şiddet ve zorbalıkla mücadele, sadece cezai yaptırımlarla değil, sevgi ve saygı kültürünün küçük yaşlardan itibaren aşılanmasıyla mümkündür.”
“ Şiddet ve zorbalık, genellikle anlayış eksikliğinden ve ön yargılardan doğar. İnsanlar birbirlerini anlamadıklarında farklılıkları bir tehdit olarak görür”
“ Sevgi dolu bir yaklaşım, zorbalık yapan kişinin bile değişmesine yardımcı olabilir. Çünkü çoğu zaman zorbalık yapan kişiler de içsel sorunlar yaşar ve bu duygularını yanlış şekilde dışa vurur.” “ Her şey bir gülümseme ile başlar”
“ Sevgi ve şefkat tohumları ektiğimizde şiddetin yeşermesine yer yoktur”
Hayır! umut kurumadı. Hayır! umut kurumadı. Hayır! umut kurumadı...
Sağlıcakla kalınız.