Türkiyesiz denklem kurulamaz

Yunan basınında son günlerde yükselen rahatsızlık dikkat çekici. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN için Amerikan motorlarının satışını da içeren önemli bir anlaşmaya yaklaşabileceği yönündeki açıklamaları, Atina’da adeta soğuk duş etkisi yarattı.

Yunan basınında son günlerde yükselen rahatsızlık dikkat çekici. ABD Başkanı Donald Trump’ın, Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ile NATO Zirvesi kapsamında Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN için Amerikan motorlarının satışını da içeren önemli bir anlaşmaya yaklaşabileceği yönündeki açıklamaları, Atina’da adeta soğuk duş etkisi yarattı.
Yıllardır Yunan siyasetinin ve ona yakın medya çevrelerinin en büyük tezlerinden biri, Türkiye’nin Batı ittifakı içinde yalnızlaştığı, ABD ve Avrupa tarafından dışlandığı ve zamanla stratejik önemini kaybedeceği iddiasıydı. Ancak uluslararası siyasetin gerçekleri, temennilerle değil, jeopolitik zorunluluklarla şekillenir.
Bugün Washington’da da, Brüksel’de de herkesin bildiği bir gerçek var: Türkiyesiz bir NATO düşünülemez.
Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e, Kafkasya’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan geniş coğrafyada Türkiye, yalnızca bir müttefik değil, aynı zamanda Batı’nın güvenlik mimarisinin temel taşıdır. Rusya-Ukrayna savaşında Boğazlar üzerindeki kontrolü, Karadeniz’deki denge politikası ve tahıl koridoru diplomasisi bunun en somut örneklerinden biri olmuştur.
Doğu Akdeniz’e bakalım. Enerji yollarının, deniz ticaretinin ve bölgesel güvenliğin merkezinde bulunan bu havzada ABD’nin etkinlik gösterebilmesi için Türkiye’yi yok sayması mümkün değildir. Haritaya bakan herkes bunu görür. Türkiye, Akdeniz’in doğusundaki en uzun kıyı şeridine sahip ülkedir. Bölgenin en büyük askeri gücü ve en gelişmiş savunma sanayi altyapılarından birine sahiptir. Bu gerçekler, diplomatik kampanyalarla veya lobi faaliyetleriyle değiştirilemez.
Orta Doğu’da durum daha da nettir. Suriye’den Irak’a, İran’dan Körfez’e kadar uzanan kriz alanlarında ABD’nin Türkiye ile koordinasyon kurmadan kalıcı bir strateji geliştirmesi neredeyse imkânsızdır. Terörle mücadeleden göç yönetimine, enerji güvenliğinden bölgesel istikrara kadar birçok başlıkta Ankara vazgeçilmez bir aktör konumundadır.
Bu nedenle Trump’ın Türkiye hakkında kullandığı “NATO’nun güçlü bir üyesi” ifadesi yalnızca diplomatik bir nezaket değildir. Bu sözler, Washington’da giderek daha fazla kabul gören stratejik bir gerçeğin yansımasıdır.
Yunan medyasının “Hani Trump dostumuzdu?” şeklindeki serzenişleri de aslında bu hayal kırıklığının dışa vurumudur. Çünkü uluslararası ilişkiler dostluklar üzerine değil, çıkarlar üzerine kurulur. ABD için mesele Türkiye’yi veya Yunanistan’ı sevmek değildir. Mesele bölgesel güç dengeleridir.
Bu gelişmeler, yıllardır dile getirilen “izole Türkiye” söyleminin sahadaki gerçeklerle uyuşmadığını ortaya koyuyor.
Kıbrıs sorununda Türkiye’nin görüşleri dikkate alınmadan tek bir adım atılamaz, atılamayacaktır. Bunu da önümüzdeki günlerde izleyip göreceğiz. Bizden söylemesi…

Bu haber 19 defa okunmuştur

:

:

:

: