Seçimlerin aynı gün yapılması fikri ilk bakışta oldukça cazip görünüyor. Devletin tek seferde sandık kurması, vatandaşın yalnızca bir kez oy vermeye gitmesi ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması kulağa mantıklı geliyor. Ancak seçimler yalnızca sandık kurmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, demokratik sürecin sağlıklı, güvenilir ve şeffaf şekilde yürütülmesidir.
Seçimlerin aynı gün yapılması fikri ilk bakışta oldukça cazip görünüyor. Devletin tek seferde sandık kurması, vatandaşın yalnızca bir kez oy vermeye gitmesi ve kamu kaynaklarının daha verimli kullanılması kulağa mantıklı geliyor. Ancak seçimler yalnızca sandık kurmaktan ibaret değildir. Asıl mesele, demokratik sürecin sağlıklı, güvenilir ve şeffaf şekilde yürütülmesidir.
Yüksek Mahkeme Başkanı Bertan Özerdağ’ın yaptığı değerlendirmeler de tam olarak bu noktaya işaret ediyor. Hukuki açıdan bakıldığında iki seçimin aynı gün yapılmasına engel bulunmuyor. Ancak hukuken mümkün olan her uygulamanın pratikte sorunsuz işleyeceğini söylemek mümkün değildir. Nitekim Özerdağ’ın da vurguladığı gibi, bu konuda nihai karar Cumhuriyet Meclisi’ne aittir. Meclis karar verirken sadece siyasi hesapları değil, seçimlerin uygulanabilirliğini de dikkate almak zorundadır.
Birleştirilmiş seçimlerin ilk etkisi sandık başlarında hissedilecektir. Seçmenin önüne birden fazla oy pusulası gelecek, tercih yapma süresi uzayacak ve doğal olarak sandık başlarında bekleme süreleri artacaktır. Uzayan kuyruklar yalnızca vatandaşın sabrını zorlamakla kalmayacak, gün sonunda oy kullanma sürecinin daha yorucu hale gelmesine neden olacaktır.
Asıl yük ise sandık kurullarının omuzlarına binecektir. Her seçim kendi içinde titizlik gerektirirken, iki farklı seçimin oylarının aynı gün sayılması ve ayrı ayrı tasnif edilmesi saatler süren bir mesai anlamına gelir. Uzayan sayım süreci, insan hatası riskini de beraberinde getirebilir. Seçim güvenliği açısından en küçük hata bile kamuoyunda tartışmalara yol açabilecek niteliktedir.
Ekonomik gerekçeler de çoğu zaman eksik değerlendiriliyor. “Tek seçim yapılacak, maliyet azalacak” düşüncesi gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Daha fazla oy pusulası basılacak, daha fazla sandık kurulacak, daha fazla seçim görevlisine ihtiyaç duyulacak. Elbette bazı ortak giderlerde tasarruf sağlanabilir; ancak iki seçimin maliyetinin tek seçim seviyesine ineceğini söylemek gerçekçi değildir.
Üstelik seçimlerin görünmeyen ama en kritik unsurlarından biri insan kaynağıdır. Bugün bile sandık kurullarında görev alacak yeterli personeli bulmak zaman zaman güçleşirken, iki seçimin aynı anda yapılması bu sorunu daha da büyütebilir. Demokrasi, yalnızca oy kullanan seçmenlerle değil, seçim sürecini yöneten binlerce görevlinin özverili çalışmasıyla ayakta durmaktadır.
Sonuç olarak mesele yalnızca iki seçimin aynı güne sığdırılması değildir. Asıl soru şudur: Daha hızlı görünen bir yöntem, daha sağlıklı bir seçim süreci sağlayacak mı? Eğer cevap hayırsa, kısa vadeli kolaylıklar uğruna seçimlerin güvenilirliğini ve düzenini riske atmanın kimseye faydası olmayacaktır.
Demokrasinin en önemli günü seçim günüdür. O gün yaşanacak en küçük aksaklık bile yıllarca tartışılabilir. Bu nedenle Cumhuriyet Meclisi kararını verirken yalnızca takvimi değil, seçimlerin sağlıklı yürütülmesini de esas almalıdır. Çünkü seçimlerde önemli olan sadece sandığı kurmak değil, sandığa duyulan güveni korumaktır. Bizden söylemesi…