On can gitti…
18 insanımız hâlâ kayıp.
Girne açıklarında yaşanan feribot faciası artık sadece bir deniz kazası değildir.
Mahkemeye yansıyan bilgiler, olayın arkasında cevaplanması gereken çok daha ağır sorular bulunduğunu gösteriyor.
Ve insanın aklına tek bir soru geliyor:
Bu gemi nasıl denize çıktı?
Mahkemede ortaya çıkan bazı ifadeler gerçekten kan dondurucu.
Önümüzde on kişinin hayatını kaybettiği, 18 kişinin hâlâ bulunamadığı bir facia var.
Ama daha da korkuncu, facianın öncesine ilişkin anlatılanlar…
Mahkeme notlarına göre kaptan M.Ö.’ün gönüllü ifadesinde, geçmişte ehliyet süreciyle ilgili dikkat çekici bilgiler yer alıyor.
İddiaya göre Türkiye’de geçerliliğini yitiren ehliyetin ardından, yaklaşık 10 yıl önce 3 bin 500 dolar ödeme yapılarak Honduras’tan bir belge alındı.
Şimdi soruyoruz.
Bu belge nedir?
Kim tarafından verilmiştir?
Hangi uluslararası yeterliliği ifade etmektedir?
Kaptanın bu belgeyle hangi sularda, hangi gemilerde ve hangi şartlarda görev yapmasına izin verilmiştir?
Ve en önemlisi:
Bu belge KKTC makamları tarafından kabul edilmiş midir?
Eğer kabul edildiyse hangi mevzuata göre?
Eğer edilmediyse bu kişi nasıl kaptanlık yaptı?
Bunlar basit bürokratik sorular değildir.
Bunlar on insanın hayatını kaybettiği bir facianın tam ortasında duran sorulardır.
Mahkemeye yansıyan belki de en çarpıcı ifadelerden biri ise ikinci kaptanın sözleri.
İkinci Kaptan M.N.S.’nin olay sırasında, “Çıkmayalım, geri dönelim. Rüzgâr çarpıyor, gemi su alıyor.”
şeklinde uyarıda bulunduğu ve ardından yardım çağrısı yaptığı aktarılıyor.
Eğer bu ifade soruşturma sonucunda doğrulanırsa, artık ortada “beklenmedik bir kaza” deyip geçilemeyecek bir tablo var demektir.
Çünkü geminin sefere çıkışı öncesinde tehlike değerlendirmesi yapılmış mıydı?
Hava ve deniz koşulları değerlendirilmiş miydi?
Geminin teknik durumu kontrol edilmiş miydi?
Ve gemi daha seyir halindeyken su almaya başladığı fark edildiğinde neden derhal geri dönülmedi?
Bir gemide ikinci kaptan “geri dönelim” diyorsa, bu sözün karşılığı nedir?
Bir kaptanın takdir yetkisi nerede başlar, nerede biter?
Mahkemeye yansıyan bir başka bilgi de Taşucu Limanı’nın kazanın yaşandığı gün saat 15.00’e kadar kapalı olduğuna ilişkin.
Buna rağmen sefere çıkma kararının kaptanın değerlendirmesi ve sorumluluğu doğrultusunda alındığı aktarılıyor.
İşte burada da çok önemli bir soru karşımıza çıkıyor:
Liman kapalıysa, hava koşulları da elverişsizse, üstelik gemide su alma problemi yaşanıyorsa neden bu sefer gerçekleştirildi?
Bu soruların yanıtını adalet önünde bulmak, limanda gözü yaşlı bekleyen acılı ailelere borcumuzdur. Bizden söylemesi…