Özür dilemesini bilmek

1950’li yılların Kıbrıs’ında eğitim, yalnızca çocukların yetiştirilmesiyle sınırlı değildi. Toplumun geleceğine ilişkin kaygılar, siyasi gelişmeler ve giderek artan güvensizlik, öğretmenlerin günlük yaşamına kadar uzanıyordu. Babam Hüseyin Özdemir’in anılarında bu dönemin izlerini okurken, bir eğitimcinin sorumluluğunun ne kadar geniş olduğunu da hissediyorum.

1950’li yılların Kıbrıs’ında eğitim, yalnızca çocukların yetiştirilmesiyle sınırlı değildi. Toplumun geleceğine ilişkin kaygılar, siyasi gelişmeler ve giderek artan güvensizlik, öğretmenlerin günlük yaşamına kadar uzanıyordu. Babam Hüseyin Özdemir’in anılarında bu dönemin izlerini okurken, bir eğitimcinin sorumluluğunun ne kadar geniş olduğunu da hissediyorum.

Omorfo Öğretmen Koleji’nde Rum öğrencilerin İngiliz bayrağını indirerek Yunan bayrağını çekmeleri ve kolej merdivenlerinin altına bombalar yerleştirilmesi, ENOSİS hedefinin eğitim kurumlarına kadar taşındığını gösteriyordu. Babam, Türk öğrencilerini bu gelişmeler karşısında bilinçlendirmeye çalışıyordu.

1953 yılında öğrencileriyle birlikte on mil, yani yaklaşık 16 kilometrelik yolu yürüyerek Gaziveren’e gitmeleri, bu çalışmaların önemli örneklerinden biriydi. Amaçları, ENOSİS hedefi doğrultusunda gelişen örgütlenmelere karşı köylüleri bilinçlendirmek ve öğretmen adaylarının toplum önünde konuşma becerilerini geliştirmekti. Babam, Gaziveren halkının kendilerini büyük bir memnuniyetle karşıladığını, ENOSİS’i kesinlikle kabul etmeyeceklerini ve Türkiye’ye bağlılıklarını kararlılıkla ifade ettiklerini anlatıyor.

1955 yılında Kolej Müdürü Mr. Hodge’a yönelik silahlı saldırı da anılarda yer alıyor. Babam, kolej çevresinde dolaşan şüpheli bir motosikletlinin plakasını kaydediyor. Kısa süre sonra aynı kişinin müdüre ateş ettiğini görüyor. Öğrencisi Muvaffak Necdet ile birlikte müdüre yardım ediyor. Ancak öğretmenler odasına döndüğünde, plaka numarasını yazdığı defterin kaybolduğunu fark ediyor.

Bütün bu gerginliğin içerisinde babamın eğitim anlayışını gösteren başka bir olay da yaşanıyor. Maarif Müdür Muavini Mr. Campell, öğrencilerin halka şeklinde oturduğu ders düzenini eleştiriyor. Öğrencilerin başarılı cevapları karşısında ise düşüncesini değiştirerek özür diliyor. Babam, öğrencilerine İngilizlerin yalnızca çay içmesini değil, özür dilemesini de bildiklerini hatırlatıyor.

O yıllarda yaşanan şiddet olayları, yalnızca Kıbrıs Türk toplumunu etkilemiyordu. Tarihî kaynaklar, EOKA’nın kendi görüşlerine ve yöntemlerine karşı çıkan Kıbrıslı Rumları da hedef aldığını, aralarında hayatını kaybedenlerin bulunduğunu ortaya koyuyor. Eğitimcilerin de tehditlerle karşı karşıya kaldığı bu dönemde, farklı düşüncelere gösterilen tahammülsüzlük toplumun her kesiminde derin izler bırakıyordu.

Babam, Dr. Fazıl Küçük’ün yayımladığı Halkın Sesi gazetesinde mesleki yeterliliğine ilişkin çıkan eleştirileri de aktarıyor. Maarif Müdürü Dr. Sleight kendisine destek verirken, Dr. Fazıl Küçük ile yaptığı görüşmede konunun açıklığa kavuştuğunu belirtiyor.

Aradan geçen yıllara rağmen ENOSİS meselesinin tarihî hafızadaki yeri önemini koruyor. Nitekim 2017 yılında Kıbrıs Rum Meclisi’nin 1950 ENOSİS plebisitinin okullarda anılmasına yönelik kararı ciddi tartışmalara neden olmuş, ardından okul anmalarına ilişkin yetki Eğitim Bakanlığına devredilmişti.

Babamın satırlarında yalnızca geçmişin olaylarını değil, yaşananların insanlarda bıraktığı endişeyi, sorumluluğu ve mücadele azmini de hissediyorum. Bu tanıklıklar bize tarihî gerçekleri unutmadan, geçmişten alınan derslerle geleceğe sahip çıkmanın önemini hatırlatıyor.

İnsan hayatının en önemli evrelerinden biri, geçmişte yaşananların gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlayabilmektir. Bu nedenle anlatamadıklarımızı notlar hâlinde yazabilmenin ve onları gelecek nesillere ulaştırmanın ayrıcalığını yaşatmalıyız.
Bu haber 49 defa okunmuştur

:

:

:

: