Karpaz’ın Geleceği İnsanını Kaybederek Kurulamaz

Bir bölgenin geleceği planlanırken yalnızca araziler, binalar ve sınırlar düşünülmemelidir. O topraklarda yıllarını geçiren insanların emeği, yatırımları ve geçim kaynakları da hesaba katılmalıdır. Çünkü bir bölgeyi yaşatan yalnızca doğası değil, orada yaşayan insanlardır.

Bir bölgenin geleceği planlanırken yalnızca araziler, binalar ve sınırlar düşünülmemelidir. O topraklarda yıllarını geçiren insanların emeği, yatırımları ve geçim kaynakları da hesaba katılmalıdır. Çünkü bir bölgeyi yaşatan yalnızca doğası değil, orada yaşayan insanlardır.

SeaBird ve Oasis Ayfilon’un yıkımı, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Yaklaşık 30 yıldır bölge turizmine katkı sağlayan işletmelerin yıkılmasıyla çalışanlar işsiz, aileler ise geleceğe dair kaygılı kaldı. Kış kapıdayken insan sormadan edemiyor: Bu kararlar alınırken, evine ekmek götürmeye çalışan insanların hayatı düşünüldü mü?

*İmar planları yalnızca haritaları değil, insanların hayatlarını da şekillendirir.* Yıllarca yatırım yapan, istihdam sağlayan ve bölgeye değer katan insanların geleceği belirsizliğe sürükleniyorsa, planlama ve uygulama süreçleri de sorgulanmalıdır. Hazırlanan projeler neden sonuçlanmadı? İzin süreçlerinde hangi sorunlar yaşandı? Yıkımdan önce başka çözümler değerlendirildi mi? Bu sorulara açık yanıt verilmesi artık bir zorunluluktur.

Karpaz’ın doğasını ve kültürel mirasını korumak hepimizin sorumluluğudur. Ancak doğayı korurken insanı, tarihi yaşatırken emeği yok sayamayız. Bölgede yaşayan bütün toplumların hakları gözetilirken yerel yatırımcıların, çalışanların ve ailelerin geleceği de aynı adaletle ele alınmalıdır.

Artık yalnızca açıklama değil, somut çözüm gerekiyor. Mağdur olan işletmelerin ve çalışanların durumu acilen değerlendirilmeli, ailelere gerekli destek sağlanmalı ve işletme sahiplerine mevzuat çerçevesinde uygulanabilir seçenekler sunulmalıdır. İmar planının yerel ekonomiye ve istihdama etkileri şeffaf biçimde ortaya konulmalı, benzer mağduriyetlerin tekrarlanmaması için açık ve öngörülebilir kurallar oluşturulmalıdır.

Yerli insan kendi toprağında yatırım yapamaz, geçimini sağlayamaz ve geleceğini kuramaz hâle gelirse göç kaçınılmaz bir seçenek olarak karşısına çıkabilir. Yerli yatırımcı ayakta kalmaya çalışırken ekonomik fırsatların kimlere açıldığı sorusu da toplumun gündemine gelir. Mesele yabancı sermayeyi dışlamak değil; yabancı yatırımlara kapı açılırken yerli yatırımcıyı ve onun emeğini de koruyan adil bir düzen kurmaktır.

Karpaz’ın geleceği, insanlarının göç etmek zorunda kaldığı değil, kendi toprağında üretip geçinebildiği bir gelecek olmalıdır. Çünkü bir bölgenin gerçek zenginliği yalnızca doğal güzellikleriyle değil, insanlarına sunduğu yaşamla ölçülür.

*Karpaz’a sahip çıkmak, yalnızca toprağı ve tarihi korumak değil; o toprakta yaşayan insanın emeğine, geçimine ve geleceğine de sahip çıkmaktır.
Bu haber 8 defa okunmuştur

:

:

:

: