Kıbrıs sorununda yeni bir gelişme mi olacak?

Kıbrıs sorununda yine hareketli günlerin kapısı aralanıyor.

Kıbrıs sorununda yine hareketli günlerin kapısı aralanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın bugün KKTC’ye gerçekleştireceği çalışma ziyareti
öncesinde Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis’in yaptığı açıklama dikkat çekici.
Hristodulidis, BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in hafta sonu bazı somut açıklamalar yapılması olasılığından söz ettiğini belirterek, Kıbrıs sorununda yakın zamanda olumlu gelişmeler yaşanmasını umduğunu ifade etti.
Peki, gerçekten yeni bir gelişmenin eşiğinde miyiz?
Yoksa yine diplomatik beklentiler üzerinden kamuoyuna umut mesajları mı veriliyor?
Bu soruların yanıtını önümüzdeki günlerde göreceğiz.
Ancak şu bir gerçek ki Hakan Fidan’ın Lefkoşa temasları, Kıbrıs meselesinin geleceği açısından son derece önemli.
Fidan bugün Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman tarafından saat 13.00’te Cumhurbaşkanlığı’nda kabul edilecek. Başbakan Ünal Üstel ve Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile de görüşmesi bekleniyor.
Masada yalnızca ikili ilişkiler olmayacak.
Kıbrıs meselesinin geldiği son nokta, müzakere sürecinin geleceği ve tarafların ortaya koyduğu siyasi yaklaşımlar da ele alınacak.
Hristodulidis’in açıklamasının zamanlaması üzerinde özellikle durmak gerekiyor.
Hakan Fidan’ın KKTC’ye geleceği gün, Rum liderin Holguin üzerinden somut açıklamalar beklendiğini duyurması, diplomatik açıdan önemli bir mesajdır.
Rum lider, geçiş kapılarıyla ilgili bir gelişme olup olmadığı sorusuna ise tartışmanın daha geniş bir kapsamda olduğunu söyleyerek yanıt verdi.
Bu ifade, meselenin yalnızca günlük güven artırıcı önlemlerle sınırlı kalmayabileceğine işaret ediyor.
Ancak burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var.
Kıbrıs sorununda somut gelişme denildiğinde, bunun hangi çerçevede gerçekleşeceği büyük önem taşıyor.
Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği ve egemenlik hakları tartışmaların dışında tutulamaz.
Geçmişte yaşanan müzakere süreçleri, verilen sözlerin ve ortaya konulan beklentilerin tek başına yeterli olmadığını defalarca gösterdi.
Artık mesele yalnızca müzakere masasına oturmak değildir.
Mesele, hangi zeminde ve hangi koşullarda oturulacağıdır.
Hakan Fidan’ın KKTC ziyareti bu açıdan ayrı bir önem taşıyor.
Türkiye ile KKTC arasındaki eşgüdüm, Kıbrıs meselesinin geleceğinde belirleyici olmaya devam ediyor.
Ankara’nın Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarına yönelik desteği, yalnızca diplomatik söylemlerle sınırlı değildir.
Bölgesel gelişmeler, Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri ve Rum Yönetimi’nin uluslararası alanda yürüttüğü diplomatik faaliyetler de Türkiye-KKTC ilişkilerinin önemini artırıyor.
Bu nedenle Fidan-Erhürman görüşmesinden çıkacak mesajlar dikkatle izlenmeli.
Özellikle Rum liderin sözünü ettiği somut açıklamaların ne olduğu, hangi başlıkları kapsadığı ve Kıbrıs Türk tarafının beklentileriyle ne ölçüde örtüştüğü açıklığa kavuşmalı.
Çünkü Kıbrıs sorununun geçmişi, temkinli olmayı gerektiriyor.
Rum tarafının açıklamalarında olumlu mesajlar verilmesi başka, Kıbrıs Türk halkının haklarını kabul eden bir siyasi iradenin ortaya konulması başkadır.
Holguin’in sözünü ettiği somut açıklamalar gerçekten yeni bir sürecin habercisi mi?
İzleyip göreceğiz. Bizden söylemesi…
Bu haber 43 defa okunmuştur

:

:

:

: