Bu sloganın veya Tümcenin , öyküsüne değinmek istiyorum .
Biraz sizleri , 1972’lere götürerek , bu öykünün nasıl oluştuğunun hikayesini , sizlere aktarmaya çalışacağım .
Siyasi hayatında , hep çağdaş demokrasinin , ülkede yaşaması için , ömür tüketen , 34 yıllık birlikteliğimiz olan , Rahmetli Bülent Ecevit’in . CHP‘ ye genel başkan olduğu , ki bu 1972 yılından , bir sene sonra , Meclisin genel seçim kararı alması ile , resmen tüm partilerin , kampanyaları başlamış sokaklar , meydanlar şenlenmişti .
Tüm partilerin , seçimlerde kendilerine özgü ve ideolojileri doğrultusunda , halka hitap eden , sloganları da , YSK‘ nun gösterdiği yerlere yazılıyordu .
O seçimlerde , Ecevit’in , CHP’nin , halk tarafından çok beğenilip , yasak olmasına rağmen , her yere , yazılmaya başlayan sloganları vardı .
Bunlardan biri :
Emek en yüce değerdir .
Diğeri de :
Ne yoksulluk , ne baskı .
Ne ezilen . Ne ezen .
İnsanca , hakça bir düzen .
Diyebilirim ki , bu sloganların , CHP’nin birinci parti olmasında , çok büyük payı olmuştu .
Tabii ki , seçim bildirgesinin de .
Bilindiği gibi .
Türkiye’de , işçi haklarını ve de , en önemlisi , işçilere , ilk kez , sendika hakkını getiren , devlet adamıdır .
Ecevit’in , işçi hakları ve emekle olan yakınlığının , nereden geldiğine bir bakalım .
1946 – 1950 yılları arasında , Londra’da , TC büyük elçiliğinde , basın ataşesi görevinde bulundu.
1945‘ te sona eren , İkinci Dünya savaşının , Avrupa’da yaraların sarılmasına , normal yaşam düzenine geçilmesine , bizzat tanık olmuştu .
İşçi hakları ve sendikaları incelemiş , yetkilileri ile yakın ilişki kurarak , sendikal faaliyetleri , anayasadaki , hak ve menfaatlerini incelemişti .
1980 Evren diktasının , yasaklılar listesine aldıkları içerisinde , Ecevit de vardı .
Evren Diktasına karşı çıktığı için de , dikta tarafından hapisle cezalandırılmıştı .
Siyasi olarak , ne konuşma , ne de yazılı açıklamalarda bulunamıyordu .
O yıllar , benim de katıldığım , demokrasi mücadelesi verdiğimiz yıllardı .
Yine o yılların , bir gününde , Oran sitesindeki konutunda , baş başa , mücadele şekillerini konuşuyorduk .
O günlerde , sendikalar kapatıldığı için , hak arayan çok az sayıda işçinin , tutuklandığı haberini TRT’den öğrendik .
Konu , darbeden sonra işçi hakları üzerine odaklandı .
İşçilerin , bir ülke ve devlet için çok önemli , hatta , stratejik önemde olduğunu vurgulayarak . Emeğin en yüce değer olduğunu , tekrarladı ve ataşelik yıllarındaki Londra’yı anlatmaya başladı .
“Londra’da bulunduğum yıllarda , sendikal hak ve menfaatlere karşı ilgi duyarak , sendika liderleri ile , yakın ilgi ve ilişkim oldu .
Bir gün , beni davet ettiler .
Sendikaları ve işçi lojmanlarını ziyarete götürdüler .
İngiltere , harpten yeni çıkmıştı .
İşçi lojmanlarına geldiğimizde , hayretler içerisinde kaldım .
Lojmanlar , ağır bombardıman altında kalıp yerle bir edilmiş .
Onların yakınındaki saray ve köşklere dokunulmamıştı .
Mihmandarım , hayretim karşısında , hemen şunu söyledi .
Mr. Ecevit .
Düşman kim olursa olsun .
Düşmanın ilk hedefi , o ülkenin fabrikalarında çalışan ve her türlü üretimi yapan işçilerdir .
Sanayi ve ekonomimizi çökertmek için de .
Hedef emekçiler ve işçilerdir dedi .
Onun için benim görüşüme göre .
Emek en yüce değerdir .”
Katılmamak mümkün değil .
Dün , 1 Mayıs’ı kutladık .
Nice , 1 Mayıs’lar dileklerimle .