İYİ BİR ÇOCUK DEĞİL, İYİ BİR İNSAN YETİŞTİRMEK

EBEVEYNLERE NOTLAR:

EBEVEYNLERE NOTLAR:
‘’Çok uslu bir çocuk…”
“Ne kadar söz dinliyor…”
“Hiç sorun çıkarmıyor…”
Peki gerçekten iyi bir çocuk bu mu?
Toplum olarak çocukları “iyi” olarak tanımlarken çoğu zaman sessiz, uyumlu ve kurallara sorgusuz uyan bireyler olmalarını bekliyoruz. Gürültü yapmayan, itiraz etmeyen, kendi isteklerini geri plana atan çocuklar…

Ama hiç düşündük mü?
Bir çocuğun sessizliği bize ne anlatır?
Sessiz bir çocuk gerçekten huzurlu mudur, yoksa sadece kendini ifade etmekten vazgeçmiş midir?
Oysa hayat, sadece kurallara uymaktan ibaret değil.
Hayat; düşünebilen, sorgulayabilen, empati kurabilen ve gerektiğinde “hayır” diyebilen bireyler yetiştirmeyi gerektiriyor.
Çünkü mesele iyi bir çocuk değil, iyi bir insan yetiştirmektir. İyi insanlar yetiştirdiğimizde dünya gerçekten değişir.
İyi bir insan; sadece büyüklerini dinleyen değil, aynı zamanda kendini ifade edebilen, haksızlık karşısında sessiz kalmayan, vicdanıyla hareket edebilen bireydir.
Kendi sınırlarını bilen ama başkalarının sınırlarına da saygı duyan bir insandır.
Yanlış yaptığında bunu kabul edebilen, doğruyu bulmak için çaba gösteren bir karakterdir.
ÇOCUKLAR KONUŞMUYOR DEĞİL,
BİZ DUYMUYORUZ!
Örneğin; Çocuklarımıza bağırdığımızda onlar susmayı değil, korkmayı öğrenirler.
Bazen çocuklarımızdan “sessiz ol” diye bekleriz…
Ama belki de onların anlatacak çok şeyi vardır.
Bazen “itiraz etme” deriz…
Ama belki de o itiraz, adalet duygusunun başlangıcıdır.
Bazen “uslu ol” deriz
Ama belki de o hareketlilik, içindeki merak ve keşfetme arzusunun bir yansımasıdır.
Çocuk yetiştirmek, sadece davranışları kontrol etmek değildir.
Bir karakter inşa etmektir ve aile içi iletişimin önemini kanıtsamaktır.
Bu süreçte ebeveynlere düşen en önemli görevlerden biri de çocuklara sadece ne yapmaları gerektiğini söylemek değil, neden doğruyu seçmeleri gerektiğini anlatmaktır.
Çünkü anlamayan bir çocuk sadece kurallara uyar…
Ama anlayan bir çocuk doğruyu seçer.
Sevgi kadar sınır, sınır kadar anlayış gerekir.
Ama en çok da çocukların kendilerini değerli hissetmeye ihtiyaçları vardır.
Ve unutmayalım..
BİR ÇOCUĞUN KALBİNE DOKUNMAK DEĞİL,
BİR İNSANIN KARAKTERİNE YÖN VERMEKTİR.


Bir çocuk kendini değerli hissettiğinde;
Başkalarına zarar vermez.
Kendini ifade etmekten korkmaz.
Hata yaptığında saklanmak yerine öğrenmeyi seçer.
Evde kurulan iletişim dili de bu noktada çok önemlidir.
Sürekli eleştirilen bir çocuk, zamanla kendini yetersiz hisseder.
Sürekli susturulan bir çocuk, iç dünyasına çekilir.
Ama dinlenen bir çocuk, anlatmayı öğrenir.
Anlaşılan bir çocuk, anlamayı öğrenir.
Unutmayalım…
Bugünün “iyi çocukları” yarının “sessiz yetişkinleri” olabilir.
Ama bugün kendini ifade edebilen çocuklar, yarının güçlü ve sağlıklı bireyleri olacaktır.
Belki de kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz çocuklarımızın sadece kurallara uyan bireyler olmasını mı istiyoruz…
Yoksa vicdanıyla karar verebilen insanlar mı?
Bu yüzden çocuklarımızdan sadece uslu olmalarını değil, iyi bir insan olmalarını isteyelim.

Çünkü dünya, kurallara uyan çocuklardan çok; vicdanıyla yaşayan insanlara ihtiyaç duyuyor.
Bir çocuğun içindeki ışığı koruyabilmek, insanlığa bırakılan en güzel mirastır.
***Çünkü bir çocuğu susturmak kolaydır, ama onu anlayarak büyütmek geleceği değiştirmektir.
Bu haber 13 defa okunmuştur

:

:

:

: