Bir evladın annesi, bir ailenin direği, bir insanın hayatındaki en değerli varlıklardan biri Nuray Özbiler, Girne açıklarında yaşanan gemi faciasında hayatını kaybetti.
Şimdi geride acılı bir evlat kaldı.
Bir evladın annesi, bir ailenin direği, bir insanın hayatındaki en değerli varlıklardan biri Nuray Özbiler, Girne açıklarında yaşanan gemi faciasında hayatını kaybetti.
Şimdi geride acılı bir evlat kaldı.
Dilek Özbiler…
Ve Dilek Özbiler'in devletin bütün ilgili kurumlarına yönelttiği sorular var.
Aslında bunlar sadece Dilek'in soruları değil.
Bunlar o faciada yakınlarını kaybeden herkesin soruları.
Belki de bu ülkenin tamamının sorması gereken sorular…
Çünkü Dilek Özbiler annesini gemiye bindirirken devlete güveniyordu.
Devletin ilgili kurumlarının gerekli denetimleri yaptığını, geminin sefere çıkmaya uygun olduğunu, yolcuların can güvenliğinin gözetildiğini düşünüyordu.
Hepimiz böyle düşünmüyor muyuz?
Bir gemiye bindiğimizde ilk aklımıza gelen, 'Acaba bu geminin teknik kontrolleri yapıldı mı?' olmuyor.
Çünkü vatandaş olarak biz, devletin bunu kontrol ettiğine inanıyoruz.
Biz bilemeyiz.
Bizim işimiz geminin teknik yeterliliğini incelemek değil.
Bizim işimiz kaptanın belgelerini, geminin makinelerini, can yeleklerini, yangın sistemlerini, stabilitesini veya güvenlik raporlarını denetlemek değil.
Bunları yapmak devletin ve yetkili kurumların görevi.
İşte tam da bu nedenle Dilek Özbiler'in soruları son derece önemli.
Geminin sefere çıkmasına kim izin verdi?
Teknik ve güvenlik kontrollerini kim yaptı?
Bu denetimler hangi tarihlerde gerçekleştirildi?
Hangi şartlarda gerçekleştirildi?
Hangi raporlar düzenlendi?
Geminin ve işletmecisinin mevzuata uygunluğu kim tarafından denetlendi?
Daha önce tespit edilmiş eksiklik veya güvenlik sorunu var mıydı?
Varsa bu eksiklikler giderilmeden neden sefere izin verildi?
Ve en önemlisi: Devlet, yolcuların can güvenliği için yapmakla yükümlü olduğu denetimleri eksiksiz yerine getirdi mi?
Bu soruların hiçbirisi siyasi polemik değildir.
Hiçbiri bir kuruma veya kişiye peşinen suç isnat etmek değildir.
Tam tersine…
Bunlar, hayatını kaybeden insanların ailelerinin bilmeye hakkı olan sorulardır.
Eğer bütün denetimler eksiksiz yapıldıysa, bunu belgeleriyle ortaya koyun.
Eğer yapılmadıysa, neden yapılmadığını açıklayın.
Eğer bir eksiklik tespit edilmişse, o eksikliğin giderilip giderilmediğini söyleyin.
Eğer bir ihmal varsa, bunun sorumluluğunu ortaya çıkarın.
Çünkü artık 'kaza oldu, çok üzgünüz' demek yetmez.
Dilek Özbiler'in annesine artık yapabileceğimiz hiçbir şey yok.
Ama onun evladına bir borcumuz var.
Bizden söylemesi…