HAYATIN YÜZÜMÜZÜ GÜLDÜREN SÜRPRİZLERİ HİÇ BİTMESİN

Geçen haftalardan ajandama not almıştım. Bugün BTHK’ya gitmem gerekiyordu.

Geçen haftalardan ajandama not almıştım. Bugün BTHK’ya gitmem gerekiyordu.

Nedir bu bthk, dediğinizi duyar gibiyim. İş başa düşünce her şeyi öğreniyorsunuz.

BTHK: Bilişim Teknolojileri ve Haberleşme Kurumu

Nerede mi? Lefkoşa / Metehan’da…

İlk kez gideceğim yerleri önceden ararım, hangi işlemleri yapacağımı, ne kadar zaman alacağını sorarım. Ben de aynen öyle yaptım.

Orada ne işiniz vardı, sorusunu da hemen cevaplayayım. Amerika’ya gittim ya oğlum Barçın’ın yanına… Çocuğum annesine yeni telefon aldı.

Gelince öğrendim ki öyle elini kolunu sallaya sallaya alıp gelemiyormuşsun. Gidip vergisini ödemezsen kullanamıyorsun hattın kapanıyor.

Neyse…
Tanımadığım yerlere giderken hep küçük bir kurt düşer içime. Ah! Tanıdık birileri olsa… ( Sen iste yeter ki! 😀)

Saat dokuza doğru, elimle koymuş gibi buluyorum yerini. Ovanın ortasında dev bir bina. Erken gelmenin faydaları… Hemen işlem başlıyor.

“ Sizin gülen yüzünüzle güne başlamak ne kadar güzel! “ diyor ARZU kızım…
Gelirken gördüm sizi bayıldım” diyor.

Ama biz tanışmadık!
İlk kez karşılaştık.

İşlemin beklenen kısmı var.
Cam önündeki kanepeye oturuyorum.
Salon kalabalıklaşıyor.

Az sonra hazırladığı belgeleri Arzu bana veriyor, kime götüreceğimi işaret ediyor.
Yanındaki masadan Sinem gülümsüyor.
Vay canına birken iki oldular bile…

Diğer tarafta beklemeye devam ediyorum. Canım sıkılıyor elbette. Bir şeyler yapmalıyım.

Arabada kitaplarımdan birkaç tane olacak. Kalkıyorum, cam bölmeden Arzu’ya fısıldıyorum:
“ Şiir sever misin?”
Hem de çoook, diyor. Sinem’in gözü kulağı bizde… Ben de ben de diyor yavaşça…

Arabadan alıp geliyorum. İki arada bir derede ikisine ve yaklaşan delikanlıya da imzalayıp veriyorum.

Beş dakika sonra işim bitiyor. Artık onların da AYŞE HOCASIYIM…

Gitmeden fotoğraf çekelim lütfen diyorlar. Gelirken gördük sizi, çok şıksınız, yüzünüz ışıl ışıl…

Belli ki herkes bir şeylerin farkında…
Tam fotoğraf çekerken başka bir hanım geliyor yanımıza… Eşi OTDÜ / Kalkanlı’da bilişimle ilgili bir alanda çalışıyormuş. Tanışabilir miyiz, diyor. Ardından eşi de bize katlıyor.

Onu da aramıza alıyoruz bol bol fotoğraf çekiyoruz. Bizden mutlusu yok o an…

Arabama binip giderken bak işte diyorum kendime. Kimseleri tanımıyordun, şimdi tanıdığın beş kişiyi arkanda bıraktın.

Buranın kapısı ardına kadar bana açık şimdi…

Güne
Merhabalarla başlayın
İçiniz kıpır kıpır
Siz siz oluverin
Aydınlık gülüşleriniz
Isıtsın yürekleri
Gözleriniz çakışsın
Sevgiler akıtsın
Selamınız saygınız
İnsanlık onuruna yakışsın
Çünkü siz farklısınız....

Ayşe TURAL

KIBRIS’TA İLK ŞİİR SERGİSİ
BENİM

“ ŞİNASİ TEKMAN SANAT GALERİSİ…

2 Mayıs 1997… Akşamüstü… Kaldırımlar bahar yağmuru sonrası ıslak… Havada mis gibi toprak kokusu var. Kıbrıs’a özgü tüm ağaçlar ve çiçekler açmış. Aslında benim gönlümdeki mutluluk çiçekleri açmış…

Galerinin kapısında davetime gelen arkadaşlarım, dostlarım, basın, her okuldan öğretmen arkadaşlarım, üniversiteden hocalar ve sanatçılar var.

Bu kadar kalabalık olmasında Şinasi TEKMAN Hocamın ve Harid Beylerin katkısı çok büyük… Çevreleri çok geniş…

Onların davetleri elbette çok etkili olmuş. Doğal olarak Açılış konuşması Harid FEDAİ’den…

Sayın FEDAİ, araştırmacı- yazar kimliği ile bilgilendiriyor gelenleri…

İlk kez bir şiir sergisi açıldığını anlatıyor. Çok yıllar önce bir hanım şiirleriyle resimlerini bir araya getirerek bir sergi açmış; ancak benimki sadece şiirlerden oluştuğu için bir ilk…

Çok heyecanlıyım. İçim içime sığmıyor. Bakıyorum çiçek gönderenler, buketlerle gelenler var. Mutluluktan havalara uçuyorum.

Olumlu sözler, övgüler alıyorum. Bir de kasete okuduğum kendi sesimden şiirler içerinin atmosferini daha bir güzelleştiriyor.

Sergi bir hafta açık kalıyor.”

22.7. 2012
Ayşe TURAL
Star Kıbrıs Yazıları
Bu haber 41 defa okunmuştur

:

:

:

: