Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun temsilcisi Kudret Özersay, Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ve müzakere grubu üyelerinin Güvenlik ve Garantiler konularının ele alındığı önceki günkü toplantılarında, Türk tarafının konuyla ilgili kendi tezlerini ortaya koyduğu haber verildi.
Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu’nun temsilcisi Kudret Özersay, Rum Başkanlık Komiseri Yorgos Yakovu ve müzakere grubu üyelerinin Güvenlik ve Garantiler konularının ele alındığı önceki günkü toplantılarında, Türk tarafının konuyla ilgili kendi tezlerini ortaya koyduğu haber verildi.
Fileleftheros “Annan Tipi Güvenlik ve Garantiler... Türkler Her İki Oluşturucu Devletçiği de Kontrol Etmek İstiyor... Dün Görüşlerini Sundular” başlıklı haberinde Türk tarafının, kendi ısrarı ile Annan planında benimsendiğini savunduğu Güvenlik ve Garantileri şimdi talep etmekte olduğunu, bu kapsamda Türk askerinin adada kalmasını ve Türkiye’nin garantörlüğünün sürmesini istediğini yazdı.
Gazete edindiği bilgilere dayanarak Türk tarafının sunduğu Güvenlik ve Garantiler konulu kâğıdının içeriğine şu şekilde yer verdi:“Tezlerinin ana niteliği Annan planı maddeleri olan Kıbrıs Türk tarafı, görüşlerini şu şekilde sıraladı:
1- Türkiye’nin garantörlüğünün devam etmesi ve her iki oluşturucu devletçiğe de genişletilmesinde ısrar ediyor. Yani Ankara, ülkenin bağımsızlığı konusunda sağlayacağı garantinin ötesinde, her iki oluşturucu devletçiğin de anayasal düzeninin korunması sorumluluğuna sahip olmak istiyor.
2- Askerlerin kalmasını ve kademeli olarak çekilmesini; ancak bu çekilmenin Annan planında da belirlenen zeminde ve o tavana kadar olmasını istiyorlar. Yani, anlaşmanın öngöreceği askerlerin çekilmesi 14 yıllık bir geçiş dönemine yayılacağını söylüyorlar. Aynen Annan Planı’nda öngörüldüğü gibi... Plana göre 14 yıl sonra adada; 1960 Garanti ve İttifak Anlaşması’nın da öngördüğü gibi 950’si Yunan, 650’si Türk olmak üzere iki askeri kontenjan kalacak. Elbette bu Garanti Anlaşmalarının idamesi ve güçlendirilmesiyle birlikte olacak, aksi halde askerlere ilişkin düzenlemenin hiçbir kıymeti olmayacak.
3- BM Barış Gücü’nün rolünün çözümden sonra özlü olmayacağını savunuyorlar. Yani BM Barış Gücü olayları kaydetme görevi yapacak.
Kıbrıs Rum tarafı, tezlerinin, Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğundan çok uzakta olduğuna işaret etti. Dünkü görüşmede Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs Rum tarafından Ekonomi başlığına ilişkin tezlerinin izahını istedi. Konu bir sonraki görüşmede ele alınacağa benziyor.Görüşme sırasında Kıbrıs Türk tarafının basına bilgi sızdırılması konusunu da gündeme getirdiğine işaret ediliyor.”
5’İNCİ ANNAN PLANINDAKİ GÜVENLİK MADDELERİ TEKRARLANDI
Politis “Garantiler ve Kuru Ekmek... Kıbrıs Türk Tarafı Dün Danışmanlar Düzeyinde, Güvenlikle İlgili Tezler Sundu” başlıklı haberinde Kıbrıs Türk tarafının güvenlik ve garantiler düzenlenmesinin tabi olması gereken temel ilkeleri sunduğu dünkü görüşmenin bir saatten biraz fazla sürdüğünü, bunun da ne kadar verimli olduğunu gösterdiğini savundu.
Gazete Özersay’ın toplantıda aslında 5’inci Annan Planı’nda var olan güvenlikle ilgili maddeleri tekrarladığının anlaşıldığını savundu, özetle şunları ekledi:“Yorgos Yakovu Kıbrıs Türk tarafının ortaya koyduğu tezlerden, iki tarafın tezleri arasındaki uçurumu açıkça gösterdiğini söyledi. Buradaki endişe verici nokta, özellikle New York’taki üçlü görüşme sonrasında; bütün başlıklardaki anlaşmazlıkların giderilmesi için iki tarafın bir pratik planı oluşturmasını da bekleyen BM’nin beklentisidir. Bunu 18 Kasım’da Ban Ki Moon, liderlerin yanıt verecekleri beklentisiyle dile getirmişti. Ancak masaya konulan tezlerle ve şu ana kadarki görüşmelerin kısa sürmesiyle bunun tam aksi bir görüntü ortaya çıkıyor. Yani özellikle Kıbrıs Türk tarafı görüş birliklerine varmada acele etmiyor, çünkü gerek topraktaki gerek güvenlik başlığındaki tezleri çok muhafazakârdır, uzlaşı; daha çok da ciddi görüş birliklerine varmak istediği sonucunu gündeme getirmiyor.